<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss'><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244</id><updated>2009-03-23T09:03:42.210+02:00</updated><title type='text'>psychopathology</title><subtitle type='html'>be good to her and she will be good to you</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>1749</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-98529443786368511</id><published>2009-02-18T11:39:00.003+02:00</published><updated>2009-02-18T11:40:34.213+02:00</updated><title type='text'>pıhh pıhhh</title><content type='html'>deneme. başka bir yerlerde yazdığım bir takım bir şeylerinde burada bir yerlerde bulunması fikri bazı açılardan bakıldığında bir çok yönden hoş olacakmış gibi göründü birilerine. birilerinin kimliğini çok deşmeye gerek yok. bulunsun işte mis.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-98529443786368511?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/98529443786368511/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=98529443786368511&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/98529443786368511'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/98529443786368511'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2009/02/phh-phhh.html' title='pıhh pıhhh'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-8485809539072821560</id><published>2009-02-18T11:37:00.002+02:00</published><updated>2009-02-18T11:37:23.421+02:00</updated><title type='text'>cüce</title><content type='html'>"Bence içlerinde en tuhafı Fransızca cücesi" dedi. "Hiç Almanca cücesine benzemiyor. Oysa yani dışardan bakınca ne kadar da benzemeleri lazım birbirlerine. Artikel desen ikisinde de var. Ha praeteritum ha imparfait yani o derece. Ama gel gör biri şen şakrak kaba saba içsin eğlensin onun derdinde, diğer kibarlıktan kırılan burnu havada içkiyi böyle yudum yudum tüketen her şeyi özene bözene yapan bir herif." Oda da şöyle bir dolandı, perdelerle oynadı. Masanın üzerindeki fotoğraf çerçevelerinin yerlerini düzeltti. "Peki, sen hangisini seviyorsun, senin onlarla ilişkilerin nasıl?" "İkisini de sevmiyorum, zerre kadar hazzetmiyorum ikisinden de! Biri geceleri tam uykuya dalacakken bir yerlerden fırlayıp tepemde zıplıyor, tepiniyor. O Almanca cücesi olacak şerefsiz! Tam ben girecekken tuvalete girer saatlerce çıkmaz, patlarım ben dışarda. Yemeklerimin üstüne kusar içip içip, öbürü desen tam bir baş ağrısı. sürekli tepemde. Onu giyme bunu içme, o çatalla o et yenmez, kadınlarla böyle konuşulmaz, burnunda sümük var, adabını takın... Vır vır vır vır beynimi yiyor o da.Ooff! Hayır bir de arada bana uyuzluk olsun diye yerlerini değiştiriyorlar. Bir bakıyorum Almanca cücesi bana ahkam kesmeye başlamış, Fransızca cücesi o kemikli ayaklarıyla üstümde tepiniyor. Bu kadar zıt iki karakter sırf bana işkence etmek için iş birliği yapıyor doktor." geldi, yerine oturdu. Sinirli sinirli bacağını sallamaya başladı. "Bir İngilizce cücesi varmış. Tam ikisinin ortası biraz kaypak bir herifmiş diye duydum. Acaba diyorum gidip bir onunla konuşsam, belki beni biraz rahatlacak bir çözüm de bulur. Sizinle seanslarımdan memnunum yanlış anlamayın doktor. Ama ne zaman cüceleri evde yalnız bıraksam evin altını üstüne getiriyorlar. Daha kesin bir çözüm bulmam lazım. Kusura bakmayın."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-8485809539072821560?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/8485809539072821560/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=8485809539072821560&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/8485809539072821560'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/8485809539072821560'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2009/02/cuce.html' title='cüce'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-3464928849978009894</id><published>2009-02-18T11:34:00.002+02:00</published><updated>2009-02-18T11:34:30.555+02:00</updated><title type='text'>tuz</title><content type='html'>her tarafa sessizlik hakimdi. gecenin karanlığı yorgan gibi bütün seslerin üzerini örtmüş ve onu kendi bedeninin sesleriyle başbaşa bırakmıştı. hırıltı bir nefes alıp verme sesi, kalp atışları ve kulaklarında uğuldayan kanı. ağır adımlarla yürüyordu. sürüklenen ayaklarına söz geçirmekte zorlanıyor, ara sıra görünmez engellere takılıp tökezliyordu. arada bir duruyor ve etrafı dinliyordu, ama beklediği ses bir türlü gelmiyordu. yürümeye devam etti. "Artık bu işler için çok yaşlandım" diye geçirdi aklından. Dile kolay 76 yaşındaydı. Gerçi onu görenler yaşını göstermediğini ve çok dinç göründüğü söylerlerdi ama o pek de öyle hissetmiyordu. Her geçen gün yataktan biraz daha zor kalkıyordu. Yağmurlu havalarda eklemleri ağrıyor, kış boyu yakasına yapışan öksürük onu canından bezdiriyordu. Yazları biraz daha rahattı ama bu defa sıcak... Nefesini daraltan, tansiyonunu çıkartan, çarpıntısını artıran sıcak... Yine de kışa göre daha iyiydi, hele şehirden kaçıp yazlık evinin huzurlu dünyasına gelebildiyse keyfine diyecek yoktu. "Geçen sene bu iş daha kolay olmuştu" diye düşündü. sanki yol daha kısaydı, sanki daha az yorulmuştu. Sonra beklediği sesi duydu: Kıyıya çarpan dalgalar. Kalp atışları ve adımları aynı anda hızlandı. "50 sene, 50 senedir her yıl bugün bu saatlerde bu yolu yürüyorum. Ama bu sene içimde o heyecan yok, bu sene yanımda ayak sesleri yok, korma diyen sesin yok. Bu sene yapayalnızım." Hedefine ulaşmak için emin adımlarla yürürken bu yolu yürüdükleri ilk seneyi düşündü. Kocama gözlerini dikerek ona yeşil yeşil bakmış "Bu bizim küçük sırrımız olsun" demişti. O zaman bu yol böyle değildi tabii, bu kadar çok ev yoktu etrafta, artık neredeyse yolun yarısına kadar evlerin arasından geçilerek geliniyordu. Daha ıssız, daha korkutucuydu. Gerçi şimdi geçmiş senelere göre daha çok korkuyordu. Çünkü bu yolu ilk defa, yanında o olmadan yürüyordu. 50 yıl boyunca birlikte gittikleri her yolu elele yürüdüğü adam yanında yoktu ve o buna bir türlü alışamıyordu. Sonunda bir açıklığa geldi. İşte deniz karşısında sereperpe, narin nazlı kendi halinde salınıyordu. Buraya ilk kez geldikleri geceyi düşündü, hayran hayran manzaraya dalışını, kendilerini yamaçtan aşağı koşar adım bırakmalarını ve denizle buluşmalarını, suyun içindeki o tuzlu öpücükleri... İçini çekti derin derin, gözyaşlarına ilişmedi, bıraktılar aksın. Sonra yamaçtan aşağı bıraktı kendi, daha titrek ve daha yavaş adımlarla. Denizle buluştuğu zaman artık bağıra bağıra ağlıyordu. Tuzlu öpücüklerin yerine tuzlu gözyaşlarıyla buluştu dudakları.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-3464928849978009894?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/3464928849978009894/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=3464928849978009894&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/3464928849978009894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/3464928849978009894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2009/02/tuz.html' title='tuz'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-654729997772088931</id><published>2009-02-18T11:28:00.002+02:00</published><updated>2009-02-18T11:28:32.185+02:00</updated><title type='text'>yastık</title><content type='html'>"Seçici geçirgen olmak lazım şu hayatta" dedi yüksek sesle. Dolmuştaki hemen herkes dönüp ona baktı. Sesi planladığından biraz daha yüksek çıkmıştı, boğazını temizledi, duruşunu dikleştirdi ve tekrarladı "Seçici geçirgen olmak lazım diyorum." Yanında oturan kız çantasına sıkıca sarılarak iyice cama yapıştı. Ona değmemek için bacak bacak üstüne atmıştı ama dolmuşun dört kişilik arka koltuğundaydılar, dört kişiydiler. Bu sebeple bu çok beyhude bir çabaydı. Yanındaki gence döndü, bir tek o onunla ilgilenmemişti. Kulaklıkları görünce nedenini anladı. Uzandı bir kulağını serbest bıraktı. Kulaklıktan gelen cılız ses dolmuşa hafif adımlarla yayılırken şaşıran gence "Seçici seçici, seçici geçirgen olmak lazım" dedi ve kulaklığı yerine taktı. Şöför homurdanmaya başlamıştı. Dikiz aynasından kendisine ters ters baktığını görebiliyordu. Öndeki yaşlı ve tombul teyzenin oldukça hatta günün bu kadar erken bir saati için fazlaca şık giyinmiş genç kadına "Sarhoş galiba?" diye fısıldadığını duydu. Canı sıkıldı. O onlara yaşadığı tonlarca şeyden damıtıp çıkarttığı hayati bir bilgiyi sunuyordu karşılığında hiç bir şey beklemeden, bir de şunların yaptığına bak! "Size de yaranılmıyor yani" dedi. "Şöför bey Kuyubaşında inecek var. " Dolmuştan indi ve yürümeye başladı. Biraz yağmur yağıyordu ama umursamadı. Şemsiyesi yoktu, kapşonu yoktu, yağmura geçit vermeyen geçizsiz bir takım alet edevattan ibaretti bunlar, oysa o yağmura geçit vermeyi seçmişti. Bu seçici geçirgenlik meselesine kafayı taktığından beri bariyerlerinden geçirmeyi kabul ettiği bir sürü şey vardı aslında ama dışarda kalanlar da bir o kadar vardı hani. Mesela atasözleri: El elden üstündür, derdini söylemeyen derman bulamaz, ayağını yorganına göre uzat ve arabın dilinden anası anlar sevdiği ve geçit verdiği atasözleri; kol kırılır yen içinde kalır, tencere dibin kara seninki benden kara, kuzguna yavrusu şahin görünür sevmediği ve bu yüzden de geçit vermediği atasözleriydi. Hayatını çok daha basitleşmiş ve kendini hafiflemiş hissediyordu. Tren yoluna doğru sağtığı sırada durdu ve "seçici geçirgen olmak lazım hayatta!" diye bağırdı. Elinde alışveriş poşetleri olan yaşlı bir kadın kalakaldı sokağın ortasında. Ellerini ceplerini soktu, yüzünde kendinden memnun bir gülümseme, dudaklarında ıslık yürümeye devam etti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-654729997772088931?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/654729997772088931/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=654729997772088931&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/654729997772088931'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/654729997772088931'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2009/02/yastk.html' title='yastık'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-1392465148559499022</id><published>2009-02-18T11:26:00.002+02:00</published><updated>2009-02-18T11:26:32.275+02:00</updated><title type='text'>fotoğraf</title><content type='html'>Uçsuz bucaksız bir çölün ortasındaydı. Çok, çok susamıştı. Tepede güneş cehennem ateşi gibi yakıyor, kumlardan yansıyan ışığı gözlerini acıtıyordu. Gözlerini iyice kısarak çevresine baktı. Ne bir insan evladı, ne de insan elinden çıkmış bir yapı... Kumların arasında çölü yuva bellemiş hayvanlar, ordan burdan fırlamış kurumuş çalılar görünüyordu. Ne tarafa yürümesi gerektiğini bilmiyordu. Ne taraftan geldiğini bilmiyordu. Ne zaman ve nasıl geldiğini bilmiyordu. Üstünde ona yabancı gelen kıyafetler ve elinde de bir anahtar vardı. Anahtar nereden gelmişti, kilidi neredeydi, bu kıyafetleri ne zaman ve neden giymişti? Burada, bu kum çölününü ortasında ne işi vardı? Bilmiyordu. Birden panikledi. Tüm gücüyle koşamaya başladı. Kumlar ayaklarının altından kayıyor, koşmasını iyice zorlaştırıyorlardı. Ayakları yanıyordu. Gözleri acıyordu. Derisini üzerinden soymak istiyordu. Koştu, koştu. Ona asırlar gibi gelen bir süreden sonra durdu ve etrafına baktı. Hiç ilerlememiş gibiydi. İşte az önce de orada duran çalılar, şu da demin gördüğü akrep.. Çaresizlik içinde yere çöktü, kumların ve güneşin yakıcı sıcaklığına aldırmadan boylu boyunca uzandı. Yavaş yavaş düşünceler geliyordu aklına. İşte olgunluk sınavını geçtiği için babasının ona kasa anahtarını verdiği an.Işıl ışıl ve gururlu bir fotoğraf gibi sallandı belleğinde. Sonra babasının talimatlarına uymadan zamanından önce kasayı açışı, içinde bulduklarıyla yaşadığı korku ve şok. Karanlık, insanın ensesinde soğuk eller hissetmesine neden olan bir başka fotoğraf. Sonra kaçışı, arkasına bakmadan kaçışı. Yakalanışı, bir kamyonetin arkasında geçirdiği yolculuk ve burda uyanışı. Yanlış baskı nedeniyle rengi her ışık gördüğünde biraz daha bozulan silik ve unutulmaya müsait, fotoğrafların sonuncusu. "Ölmek istemiyorum!" diye avazı çıktığı kadar bağırdı. Ağzına dolan kumlara ve kuruyan boğazına aldırmadan bağırmaya devam etti, "Ölmek istemiyorum!" Gittikçe yaklaşan motorlu bir aracın sesini duyduğunda hala bağırıyordu. Gelen araç onun kurtuluşu mu, ölümü mü bilmiyordu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-1392465148559499022?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/1392465148559499022/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=1392465148559499022&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/1392465148559499022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/1392465148559499022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2009/02/fotograf.html' title='fotoğraf'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-2283839378953175963</id><published>2009-02-18T11:24:00.002+02:00</published><updated>2009-02-18T11:24:51.233+02:00</updated><title type='text'>karanfil</title><content type='html'>önümde duran saatler var. hepsi birbirinden güzel saatler. çalar saatler var; kol saatleri, duvar saatleri, masa saatleri var. hepsi birbirinden güzel, hepsi birbirinden gizemli saatler. önümde duruyorlar. onlara bakmaya doyamıyorum. en çok cep saatlerini seviyorum. en çok anı toplayan onlar. çatlamış camları, kopmuş zincirleri, durmuş akrep ve yelkovanları diğer saatlerde de var, ama o kapak içi yazıları yok mu... beni bambaşka ülkelere götürüyorlar. ilan-ı aşklar, iftihar edilen çocuklar, emekli edilen çalışanlar, babalar, oğullar, başlangıç ve sonlar hepsi kendilerine bu kapaklarda yer bulmuş. binbir çeşit duygu, dünyanın her yerinde, her dilde bir kapakta sonsuza kazınmış. ben de burada devreye giriyorum. zamanın muhasebecilerini sonsuza dek saklayabilmek için zamandan koruyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendi zamanımı zamanın dışına depoladığım bu yerde saatlerimin tiktaklarından başka bir şey duyulmuyor. hepsiyle teker teker konuşup, her bir tik-tak nidasının arkasında yatan dertleri dinliyorum. her bir tik-tak bir dert saklıyor gerisinde. benim saatlerim mutsuzlar. benim saatlerim unutulmuşlar. hüzünlü akıyor benim saatlerimin şarkıları. mutlu, umutlu, huzurlu hikayeleri yok hiç birinin. hepsinin son durağı benim. onlara bakıyor, onları koruyor ve seviyorum. onlarda ürkek muhabbet kuşları gibi durmadan şakıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;her bir saatin adını ezbere biliyorum. onlar benim adımı bilmez oysa. her bir saatin adını, yaşını, yaşadıklarını kendi adımdan ve yaşadıklarımdan daha iyi biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;önümde duran saatler var; arkamda, yanımda. ekose duvar kağıdının üzerinde karanfiller gibi açmış, dizi dizi saatler. kol saatleri, duvar saatleri, cep saatleri, masa saatleri ve çalar saatler. kendi zamanımın dışında durmuş, onları zamandan koruyorum. onlarda hüzünlü şarkılarıyla beni kendi zamanımdan koruyorlar. her bir tik-tak'ta usul usul aslımı unutturuyorlar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-2283839378953175963?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/2283839378953175963/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=2283839378953175963&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/2283839378953175963'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/2283839378953175963'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2009/02/karanfil.html' title='karanfil'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-1470678130476884980</id><published>2008-12-18T11:56:00.001+02:00</published><updated>2008-12-18T11:58:38.036+02:00</updated><title type='text'>ayakkabı</title><content type='html'>kendime dünyalar şirini bi ayakkabı aldım. babet ama mini mini topuklu, gri biyeli siyah. hem şirin hem zarif. 30 yaşıma girerken bir takım revizyonlara girmeye gerek duyuyorum ister istemez. 30 yahu boru mu&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-1470678130476884980?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='related' href='http://www.betashoes.com/tr/product_detail.asp?cat=1&amp;subcat=2&amp;pro=6240' title='ayakkabı'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/1470678130476884980/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=1470678130476884980&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/1470678130476884980'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/1470678130476884980'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2008/12/ayakkab.html' title='ayakkabı'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-2968358045455651207</id><published>2008-12-18T11:19:00.003+02:00</published><updated>2008-12-18T11:37:59.400+02:00</updated><title type='text'>zınzın</title><content type='html'>o kada uzun zaman olmuşki burada bir şeyler eylemeyeli...&lt;br /&gt;az önce sayfama bi bakiim dedim, en son ne yazmışım. anam o da ne?? adresi unutmuşum! yıllarımın blogunun adresiyle başlığını birbirine karıştırmışım. hem de bir süre aymadım, aah ah yazmayınca kapattılar blogumu başkalarına verdiler diye üzüm üzüm üzüldüm. neyse sonra geldi aklıma oh. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tatil ne güzel bişi di mi? tatili güzel yapan ne peki? işten kaçma fırstaı yaratması mı? hayır sayın, bitince işe dönülecek olması. benim geçtiğimiz sene öğrendiğim şeylerden biri bu oldu. volkanla 2 kere tatile gittik. ikisinde de o söylenerek işe döndü ama ben nefret ederek eve günlük rutine döndüm. tatilden sonra iyice renksizleşen, sıkıcı gelen eve döndüm. aslında çok sevdiğim, bayıldığım, huzur bulduğum ama aylardır beni fazla sıkı bir boğazlı kazak gibi daraltan, kaşındıran, nefes almamı zorlaştıran evimize. sabahların, öğlenlerin, öğleden sonraların ve hatta öğleden öncelerin aynı olduğu bir 9 ayın ardından koltuğun kadifesinin fitillerini ezberlediğim, yastıklara kendi şeklimi verdiğim, televizyonda yayınlanan her türlü programı ezbere öğrendiğim evime. kitap okumak bir yere kadar, insan ne zaman biteceğini bilmediği zaman bu dalgınlığın bir şey de yapamıyor. bir aymazlık, bir iç sıkıntısı... akşam özellikle 4,5-5 gibi iyice artıyor. sabahki dizilerin tekrarları oluyor bu saatte zira ve yapılacak bir şey olmuyor. o saate kadar durmaksızın yayıldığı için yapılması gerekenler dünyanın en zor işi gibi geliyor. sonra zorla kalkılıyor koltuktan, büyük bir iç bulantısı bünyede, sabahtan beri mutfaktan salona taşınmış şeyler mutfağa götürülüyor, bulaşık makinesine konuyor. sonra hadi abartmiyim dyerek yatak odasında pijamalar çıkartılıyor. sonra bir 10 dakka ne giysem sancısı. sonra tekrar salona. saate bakılıyor. volkanın gelmesine az kalmış. yemek yapacaktım bugün ama, geç olmuş diyerek vazgeçiliyor. gün boyunca bir sürü şey planlanıyor, hepsinden vazgeçiliyor. koltuk kazanıyor bütün ayağa kalkma savaşlarını, br de o kırmızılı siyahlı battaniye. sonra volkan gelirse süper, 6,5 -7 gibi başka bir insan oluyorsun, taa ertesi sabah kadar. ama anlatacak hiç bir şeyin yok yine de, bütün ne yaptınlı soruları cevaı "hiiiç". sonra bir gaza gelme. ertesi gün şu olacak bu olacak. erken kalkılıp yürüyüş, sonra yemek yapmaca, sonra okuma, okulla ilgili biraz araştırma belki, belki de biraz nişantaşında turlama. böyle düşünerek uykuya gidiyorsun. ama ertesi sabah yine aynı terane olacak. bunu daha planları yaparken de biliyorsun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;işte böyleyse hayat, tatil dönüşleri çok daha fena oluyor. bir kere tatil boyunca yalnız değilsin, eğleniyorsun. akşama kadar hiç konuşmadığın rutinine dönme düşüncesi çok mutsuz ediyor insanı, tatilin son bir kaç günü işe döneceklere kıskançlıkla bakıyorsun, iş var diye söylendiklerinde hepsini oklavayla kovalayasın geliyor.&lt;br /&gt;bayram tatili biterken pazar gecesi yatakta sevinç doldum birden. ertesi güne işe gidicek olma fikri çok çok çok mutlu etti beni. volkan işe gitmemi istemiyordu, hastaydım çünkü. ama tatil dönüşü evde durma fikri o kadar midemi bulandırdı ki, gittim okula. gerçi sonra daha fena hasta olup 3 gün yatmam gerekti. ve şunu farkettim, evde hayat aynı, değişmiyor hiç, hep aynı iç sıkıntısı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-2968358045455651207?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/2968358045455651207/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=2968358045455651207&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/2968358045455651207'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/2968358045455651207'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2008/12/znzn.html' title='zınzın'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-481962055271097188</id><published>2008-07-25T10:47:00.002+03:00</published><updated>2008-07-25T10:50:18.731+03:00</updated><title type='text'>gir</title><content type='html'>simdi bekleyen varsa kesin benden berlin postu bekliyordur ama&lt;br /&gt;sabah sabah&lt;br /&gt;avsarin bloguna baktim&lt;br /&gt;senelerce birinci blog olarak durdugum yerde yokum&lt;br /&gt;birak onu more dugmesine basilinca cikiyorum&lt;br /&gt;ne yani eski yerimde durmak icin aman dur en son ben yazdim blog rekabet ortami vuuu mu diycem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;avsaru bir blog sahibi olarak beni rekabet ortamlarina meze eden bu yeni sisteme gectigi icin kiniyor, kendisine bir zamanlar bloglar ve blog linkleri konusunda verdigimiz sozu hatirlatiyorum&lt;br /&gt;hih!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dur bakiim bunupost diyince cikicam mi simdi tepeye&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-481962055271097188?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/481962055271097188/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=481962055271097188&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/481962055271097188'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/481962055271097188'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2008/07/gir.html' title='gir'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-4243948217865644538</id><published>2007-09-24T09:57:00.000+03:00</published><updated>2007-09-24T10:31:47.280+03:00</updated><title type='text'>evlilik hayatu</title><content type='html'>bir ayrıdır evlisin, ne anladın dersen ey okur bi bok anlamadığımı göğsümü gere gere söyleyebilirim. ilk 2 hafta tatil gibiydi zaten, bi de pek inanmıyoduk evlendiğimize. bodrumda tatil  yaptık işte rokır koka gittik şimdi evlere dağılalım gibi bir mod vardı. sonra zaten iş ve delicesine bir tez bitirme yarışı başladı - ki kendisi anca bitti. tez bitirme yarışı denen şey aşağıdaki listede yer alanlardan oluşuyor sayın okur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ota boka ağlamak&lt;br /&gt;- ota boka bağırmak&lt;br /&gt;- sosisli yumurta ve sosisli makarna ve hatta sosisli krem karamel&lt;br /&gt;- koltukta uyuyan sevgililer&lt;br /&gt;- anlayış manyaa sevgililer&lt;br /&gt;- gece çok çok geç yatıp, sabah nefret ederek çok çok erken uyanmak&lt;br /&gt;- geceki o 2-3 saatlik uykuda sürekli tezin eksikleriyle ilgili bişiler  görmek rüyada&lt;br /&gt;- pis pasaklı, sünmüüş eşofman altları, yalak tişörtler ve sabahlıklarla dolaşmak&lt;br /&gt;- facebookda arada durmaksızın bişiler oynamak sona suçluluk hissetmek&lt;br /&gt;- fonda bitmek bilmez bi maç sesi&lt;br /&gt;- herşeye rağmen güzel sabah kahvaltıları&lt;br /&gt;- akşamüstü biraları&lt;br /&gt;- göz altı morlukları&lt;br /&gt;- takriben 4 kilo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonrası yayma, içme, yeme, uyuma, içme yeme yayma şeklinde devam etti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tez sırasında en çok duyduğum cümle kalıbı ise ne " çok çalış" ne "dayan burcu" ne de "az kaldı kızım sık dişini"ydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ailemin çeşitli kadınları tez boyunca  "yeni evlisin" diye başlayıp şu şekilde devam eden cümleler kurdular:&lt;br /&gt;"yeni evlisin" "o eşofman altlarıyla gezme, giyin süslen"&lt;br /&gt;               "makyaj yap azcık"&lt;br /&gt;               "güzel yemekler yap arada sofra kur"&lt;br /&gt;               " her işi çocuğa yıkma"&lt;br /&gt;               "bak kendine azcık baaakk"&lt;br /&gt;               "geceleri o dandik pijamalarla yatmıosun umarım"(Bkz. mücver  postu)&lt;br /&gt;               "ne bu saçlarının hali"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yani diycem o ki, aile kadınlarının derdi ne akademik kariyer, ne sosyal bilimler kriterleri. çok daha hayati bir şeye odaklanmış durumdalar, tez ayağına erkeğimin gözü dışarı kaycak diye korkuyorlar&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-4243948217865644538?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/4243948217865644538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=4243948217865644538&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/4243948217865644538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/4243948217865644538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2007/09/evlilik-hayatu.html' title='evlilik hayatu'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-2109367645911216693</id><published>2007-07-23T09:29:00.000+03:00</published><updated>2007-07-23T09:34:27.616+03:00</updated><title type='text'>dütdüt</title><content type='html'>dün gece ikinci kez addicted to love ı seyrettim. çok eğlendim başta. zaten çok severim o filmi ben. süper bence hastalıklı bir romantik komedi. neyse. film bitti. ben pınarın salonunda karşıdaki gökdelenin havalandırma sesi ve yakınlardaki bir bebeğin ağlama sesi arasında uyumaya çalışıp uyuyamazken volkanı aşırı derece özledim. sonra hiç uyuyamadım çok sıcaktı. ve gürültü de vardı elbette. aslının odasına gittim ama orada da caddenin sesleri uyutmadı beni. şimdi nedense böyle bir huzursuz, mızmız ve bızbızım. sevgilimi de çok özledim ayrıca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üf neden böyle içim sıkılıyor ki benim?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-2109367645911216693?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/2109367645911216693/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=2109367645911216693&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/2109367645911216693'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/2109367645911216693'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2007/07/dtdt.html' title='dütdüt'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-7103021701523161354</id><published>2007-07-16T10:21:00.000+03:00</published><updated>2008-12-11T23:15:32.632+02:00</updated><title type='text'>tü tü tü maşallah nazar değmez inşallaah</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_eGCndzSwnkg/Rpsj_rzqVXI/AAAAAAAAAAw/a06Q1-NPZY4/s1600-h/213806.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://2.bp.blogspot.com/_eGCndzSwnkg/Rpsj_rzqVXI/AAAAAAAAAAw/a06Q1-NPZY4/s320/213806.jpg" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5087699781043246450" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;eşyalarımız geldi, yerleştik, çok güzel oluyor evimiz, üstelik huzura ermenin ve de huzuru muhafaza etmenin yolunu da bulduk sabah sabah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok güsel herşey ey okur. mutluyuz. nazar değmesin bize!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-7103021701523161354?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/7103021701523161354/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=7103021701523161354&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/7103021701523161354'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/7103021701523161354'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2007/07/t-t-t-maallah-nazar-demez-inallaah.html' title='tü tü tü maşallah nazar değmez inşallaah'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_eGCndzSwnkg/Rpsj_rzqVXI/AAAAAAAAAAw/a06Q1-NPZY4/s72-c/213806.jpg' height='72' width='72'/><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-163912332866783022</id><published>2007-07-12T17:14:00.000+03:00</published><updated>2007-07-12T17:19:33.704+03:00</updated><title type='text'>tuhaf şey</title><content type='html'>ne çok şey oldu son 2 ayda. tezim yolunda, evimiz var artık bizim, mobilyalarımız var cumartesi günü eve gelecekler, kırmızı kanepemiz, sallanan sandalyemiz var. asistan oldum ben boğaziçine 36 gün kaldı düğüne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;deniz ve johanna evlendi ben nikah şahidi oldum. abimin askerdeki 5,5 ayı bitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kötü şeyler oldu ufak tefek hepsi biribirinden önemsiz ve hepsi geçti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;iki sevdiğim birbirini sevdi, risk oynama yandaşım geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabah uyandığında insan, saatin kaç olduğu, ne kadar az uyuduğu ya da ne kadar çok içmiş olduğu önemsiz hale gelebiliyor. ve bir sabah maymunu olan bendeniz bile uyuyan sevgili görüntüsüyle kendinden geçebiliyor ve hatta sonra bir ömrün böyle geçeceğini hatırlayıp sevinçle zıplayabiliyor yatakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evlenmek çok acayip bi şey be okur. durup durup insanı ters köşeye yatırıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mutluyum özümde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-163912332866783022?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/163912332866783022/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=163912332866783022&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/163912332866783022'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/163912332866783022'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2007/07/tuhaf-ey.html' title='tuhaf şey'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-2385751434240831981</id><published>2007-05-02T19:12:00.000+03:00</published><updated>2007-05-02T19:21:07.554+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mücver'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='evlilik'/><title type='text'>mücver</title><content type='html'>sevgili günlük,&lt;br /&gt;evlilik hazırlığında bir gençkız olarak yapmam gereken şeylerden biri de müstakbel kocam, saygıdeğer nişanlımın damak tadına uygun yemekleri yapmayı öğrenmekmiş. annem bugün erkeğin kalbine giden yol midesinden geçer dedi. alt komşumuz  latife hanım gevrek gevrek gülerek "kıızzz sırf kalbinden geçmez bak ben yemek yapmayı bilmem ama 3 koca eskittim" dedi. ben bu diğer yolun ne olduğunu sorunca annem " sen anlamazsın, evlenince kocan öğretir sana" dedi. zaten hiç bir şey anlamıorum ben günlük. gece elbisesine benzeyen gecelikler alıyorlar, ben bunlarla üşürüm deyince sen anlamazsın diyorlar. dantel nevresim takımları, saten çarşaflar, tüylü çamaşırlar...hiç birini ben anlamazmışım.ne yapıcam,sahneye mi çıkıcam evlenince anlamadım ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse.bugün müstakbel kocam, hayat arkadaşım ve bana hüküm hakkını babamdan devralacak olan saygıdeğer nişanlımın en sevdiği yemeklerden biri olan mücveri yapmayı öğrendim. önce 5 kabağı  rendeledim, biraz tuz ve karabiber ekledim. bir büyük dilim peyniri üfeledim sonra 3 yumurta ve 3 yemek kaşığı un ekledim. göz kararı dereotu koydum. kaşıkla karıştırıp ince bir tabaka yapıp borcamla küzineye soktum.şimdi pişiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;müstakbel kocam aslında yağda sever bu mereti ama, kalbe giden yolun mideden geçmesi için damarların açık olması lazım sanırım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-2385751434240831981?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/2385751434240831981/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=2385751434240831981&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/2385751434240831981'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/2385751434240831981'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2007/05/mcver.html' title='mücver'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-8956651553740389719</id><published>2007-04-12T00:35:00.000+03:00</published><updated>2007-04-12T00:46:24.949+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='homur'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='püüff'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mızz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='böö'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üüff'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='of'/><title type='text'>hopçikiyaya</title><content type='html'>evet. sıra ben de ve ben de yazıyorum. gorg'ü takip edenler anladılar ne demek istediğimi, takip etmeyenlere de anlatasım yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;önce mini özet: sunum hazırladım, o size söylemediğim şeyden haber çıkmadı, çok ağladım falan filan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;uzun zamandır mutlu bir insan olarak, mutsuzluğun ne kadar sıkıcı bir şey olduğunu unutmuşum sayın okur. burdan hepinize hatırlatmak istiyorum: mutsuzluk çok sıkıcı bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;görgün bana paralel evren, aykırı nokta dedi. volkan da cumartesi gecesi gezegen ve uydular benzetmesini yapmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neden mutsuzum derseniz, tek bir sebebi yok. tek bir sebebe bağlamak istersek eğer yıllar önce reşit canbeyli hocamızın 271 dersinde sanırsam söylediği bir cümle durumu özetler sanırsam: belirsizlik bütün depresyonların anasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok iki nokta üstüste kullandığım bir post oldu. sanırım bu aralar kendimi anlatabilmek için kendimi anlattığımı belirtip ardından küçük bir es verme ihtiyacı ve de eğilimi içersindeyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet ne demiştik, mutsuzluk çok sıkıcı. o yüzden hocaya ulaşamıyorken corduroy dinleyip the waiting drove me mad diye bağırarak zıplamayı tercih ediyorum. ama sonra otobüste pek sevgili creative zen neeonumla başbaşa kaldığımda papercuts isimli nadide şarkıyı ardarda dinleyerek bünyemi bunaltıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belki de bünyeme bunalma fırsatı vermediğim için kötü hissediyorumdur kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belki de görgünle sen ve ben değil biz olmaya karar vermeden de biz olduğumuz için -bu bir tesadüf olamaz- onun üzüntüsünü içimde hissettiğim içindir bilmiyorum. nedenleri çok ama bir o kadar da nedensiz bir mutsuzluk hali mevzu bahis bünyemde. yanımda olmasını istediklerimin bir kısmı yanımda olmadıkları için katlanarak devam etmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;binlerce sorunun ve belirsizliğin içinde kendime sormadığım, çünkü cevabından çok emin olduğum bir soruyu paylaşmak istiyorum sizinle. ki bu sorunun cevabı beni her aklıma geldiğinde ziyadesiyle mutlu etmekte ve içime kova kova su serpmekte: (bak gene iki nokta üstüste)&lt;br /&gt;biz volkanla evlenicez ve işte o zaman her şey çok çok çok ama çok güzel olucak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ah bi de şu dört ay çabuk geçse.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-8956651553740389719?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/8956651553740389719/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=8956651553740389719&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/8956651553740389719'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/8956651553740389719'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2007/04/hopikiyaya.html' title='hopçikiyaya'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-2288363398144725178</id><published>2007-03-28T23:22:00.000+03:00</published><updated>2007-03-28T23:24:12.332+03:00</updated><title type='text'>hmmmm</title><content type='html'>ben az önce bir şey yaptım. sonuç ne olacak hiç bilmiyorum. ama olursa çok güzel olacak. belki ufacık bir şansım olabilir gibi geliyor. olmazsa şaşırtmayacak. olursa anlatırım. olmazsa susarım.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-2288363398144725178?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/2288363398144725178/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=2288363398144725178&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/2288363398144725178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/2288363398144725178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2007/03/hmmmm.html' title='hmmmm'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-55775420539965775</id><published>2007-03-19T17:02:00.000+02:00</published><updated>2007-03-19T17:13:07.211+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='data toplamak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='heyecan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tez'/><title type='text'>benim canım tezim</title><content type='html'>tatattaammmm&lt;br /&gt;sonunda proposalımın first draftı okundu ve sevgili hocam pek memnun kaldı, çok iyi dedi, hatta bi de üstüne heyecanlandı ve ben de bittabi deliler gibi gaza geldim.&lt;br /&gt;bu gün ülkemizin güzide üniversitelerinden birinin bence en şahane kampüsünde çalışmaktayım.&lt;br /&gt;itü taşkışla kampüsünün soldan gidince ilk kantini, beleş interneti ve prizleri üstelik kahveye ve tuvalete 4 adım olmasıyla bu sıralar favori evden - akıl çelici uyaranlardan- kaçma mekanım. müzik çirkin ama olsun o kadar.&lt;br /&gt;neyse efendim.&lt;br /&gt;bu gün küçük düzeltmeleri ve eklemeleri yaptım. akşam bir makale özeti yazacağım. gerçi şu an onu nereye yerleştireceğimi bilmiyorum ama olsun. bir de bir kaç yerde tezcanımın anlayamadığım yorumları mevcut. sonra present study kısmının bir kısmını baştan yazıcam, birazını da çıkarıcam. orası biraz kaygı ataklarına sürüklüyor beni düşündükçe ama olsun. yani artık bu noktadan sonra öyle ya da böyle yazılacak. alt tarafı bir sayfa. sonra mail attım bi de. çarşamba görüşmeye gelebilir miyim diye. eğer gidebilirsem perşembe son halini gönderiyorum.&lt;br /&gt;bundan sonrasında artık, diğer hocalara göndermek, onları beklerken sunum hazırlamak, sunum yapmak, etik kurul, data toplama, kodlama, analiz, result ve discussion kısımları kalıyor. sonra gene düzeltme, gönderme sunum ve bitiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonrası daha uzun yazınca ama bana data toplamaya başlama aşamasından sonrası çok keyifli geliyor, zira kendileri benim psikoloji de en manyağı oldum şey olan araştırma yapma kısmının özü ve de beni çok heyecanlandırıyor. resultlarımı görmek için sabırsızlanıyorum. düşününce avuçlarım kaşınıyor resmen.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-55775420539965775?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/55775420539965775/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=55775420539965775&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/55775420539965775'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/55775420539965775'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2007/03/benim-canm-tezim.html' title='benim canım tezim'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-8708452755968525679</id><published>2007-03-10T19:54:00.000+02:00</published><updated>2007-03-10T19:55:55.675+02:00</updated><title type='text'>ay aman öf</title><content type='html'>tamam ben de söylediğimden bir hafta geç göndermiş olabilirim ama yani alt tarafı okuyup yorum göndermesi gereken 1,5 sayfa bir şey var, tezcan neden sallamıyor beni? neden ? zaten gerilmiş yay gibiyim, bir de "nolcak bu proposalın hali?" sorusu yiyor beni yiyor yiyor yiyor.&lt;br /&gt;pıfffffffffffffffffffff&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-8708452755968525679?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/8708452755968525679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=8708452755968525679&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/8708452755968525679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/8708452755968525679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2007/03/ay-aman-f.html' title='ay aman öf'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-4998879455262318316</id><published>2007-03-10T19:48:00.000+02:00</published><updated>2007-03-10T19:53:57.730+02:00</updated><title type='text'>doğum günü isteği</title><content type='html'>şöyleki&lt;br /&gt;son dönemde birbirinden çok alakasız 2 yerde karşıma çıkmış olması - lost ve nick hornby'nin hece cümbüşü- ve hiç okumamış olmam nedeniyle charles dickens okumaya karar verdim. bu gün kendime büyük umutlar ve iki şehrin hikayesini aldım. ama hepsini istiyorum. bordo siyah klasik yayınlardan çıkan bordo siyah uzun ve dar basımlar çok hoşuma gittiler. üstelik ucuzlarda, 8 milyon. doğum günümde yana yakıla bana ne hediye alacağını düşünen varsa, diğerlerini alabilir. hepiniz ben aliim ben aliim diosanız commentlere hangi kitabı aldığınızı- alacağını yazın da pişti olmayın. çok da düşünceliyim farkındaysanız, sizler için yaşıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-4998879455262318316?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/4998879455262318316/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=4998879455262318316&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/4998879455262318316'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/4998879455262318316'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2007/03/doum-gn-istei.html' title='doğum günü isteği'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-8834458170286338885</id><published>2007-03-10T19:43:00.000+02:00</published><updated>2007-03-10T19:46:46.635+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='deniz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='volkan'/><title type='text'>ama bi de...</title><content type='html'>ama bi de şöyle şeyler var:&lt;br /&gt;-volkanım yiğidim şahanem tiskinç ingilizce sınavını paraladı, ağzını burnunu dağıttı ve aslanlar gibi geçti. çok gurur duyuyorum onunla ben. hem şimdi ev kadını olup koca parası yiyerek de yaşayabilirim hohoyt!&lt;br /&gt;-deniz bir aksilik olmazsa -hem onun açısından hem de benim parti yapmamı engelleyecek bir durum olma ihtimali olduğu için- doğum günü partim sırasında istanbulda olucak! hem de hem de ben de kalıcak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok mutlu bir insan haline gelebiliyorum bu iki şeyi düşününce.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-8834458170286338885?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/8834458170286338885/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=8834458170286338885&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/8834458170286338885'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/8834458170286338885'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2007/03/ama-bi-de.html' title='ama bi de...'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-3506717395079721494</id><published>2007-03-10T19:06:00.000+02:00</published><updated>2007-03-10T19:43:22.416+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hayat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='korku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tedirginlik'/><title type='text'>kara bulutlar</title><content type='html'>bu aralar ailemin üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. önce ben elim yüzünden tarifsiz acılar içinde kıvranmaya başladım. ki şu an düşününce çok da güzel günlermiş elimin delicesine ağrıdığı bu günler.&lt;br /&gt;geçen hafta çarşamba günü volkanın aydın dedesini kaybettik. cenazeye gitmek için yola çıkan sumru annem, iki teyzem, anneannem ve eniştemin içinde bulunduğu araç kocaeli yakınlarında kaza yaptı. 14 arabanın birbirine girdiği ve bir kişinin hayatını kaybettiği kazadan annanem köprücük kemiği ve 3 kaburga kırığı, sema teyzem 3 kaburga kırığı ve bir sürü yara bere, semra teyzem bir sürü yara bere ve sumru annem de kafa travması ve 5 kaburga kırığı ile çıktı.&lt;br /&gt;şu an hepsinin çok ağrısı var, bedenleri morluklar ve kabuk bağlamış yaralarla dolu, sumru annemin akciğerinin altında sıvı birikmiş ama olsun, hayattalar. kazanın fotoğraflarını gördükten sonra bunun bir mucize olduğuna iyice inandım.&lt;br /&gt;bunun dışında babam ağır grip oldu ateşi var, annemin astım atağı tuttu, dedemin bacağında bir sorun var bi de üstüne düştü, pınar hasta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben de işte 3 gündür kendim ve iki ailem arasında bölünmüş ve delirmiş durumdayım. nerede olsam diğerini merak ediyorum.&lt;br /&gt;o iğrenç mr denen şeye teknisyen hatası yüzünden superman gibi sakat elim önde yüzü koyun iki kere girmek zorunda kaldım. bu da yetmez gibi ikincisinde alet bozuldu gelip bişiler taktılar çıkardılar ve ben pozisyonum bozulmasın ve baştan yapmak zorunda kalmasınlar diye bu sırada içinde o pozda bekledim. ama tabi baştan yapmak zorunda kaldılar.&lt;br /&gt;benim bileğimin derdi de lifleri tendonları parçalamış olmam, orda sıvı birikmiş olması ve bilek eklemindeki kemiklerin yana kaymasıymış. ne şeker di mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dün hastanede bileğimi göstermek için beklerken çağrı aradı. bütün bunları ona kahkahalar eşliğinde anlattım. yani artık bu kadarı gerçek olamaz hissi mevzu bahis oluyor zaman zaman.&lt;br /&gt;geçen hafta cumartesi tek derdimiz volkanın sınavıyken bir haftada geldiğimiz hale, hatta bir hafta bile değil 4 günde geldiğimiz hale bakınca aptallaşıyorum.&lt;br /&gt;hayat bazen çok ürkütüyor beni, özellikle de hep başkasının başına geleceğine nedense kendimizi inandırdığımız kötü şakalarını sabit bir hızla suratıma fırlattığı zamanlarda.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-3506717395079721494?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/3506717395079721494/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=3506717395079721494&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/3506717395079721494'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/3506717395079721494'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2007/03/kara-bulutlar.html' title='kara bulutlar'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-6235941504884308351</id><published>2007-03-05T15:10:00.000+02:00</published><updated>2007-03-05T15:15:10.395+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='laptop'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='avşar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mızıldanmak'/><title type='text'>len top</title><content type='html'>ahanda hohoyt!&lt;br /&gt;evet sayın okur, ters tarafımdan kalkmış, uyuzlukta sınır tanımamış ve mızıldanmakan ben bile sıkılmış olabilirim ama bu şu an itü kantininde pek sevgili jack skellington kişisinin bir miktar fitne ve fücur kullanarak benim emrime amade eylediği len topu kullanarak sana bu satırları yazdığım gerçeğini değiştirmiyor! tez bitene kadar emrimde olack bu len top sayesinde odamdan daraldığımda orda burda gönlümce çalışabileceğim, çeşitli ortamlarda çift bilgisayar sekebileceğim ve zaman zaman sana şehrin nadide bölgelerinden bloglar publish edebileceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşasın jack, yaşasın len top!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-6235941504884308351?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/6235941504884308351/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=6235941504884308351&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/6235941504884308351'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/6235941504884308351'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2007/03/len-top.html' title='len top'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-5306669264406893882</id><published>2007-03-02T22:17:00.000+02:00</published><updated>2007-03-02T22:38:02.007+02:00</updated><title type='text'>heri potur</title><content type='html'>pek sevgili ve saygıdeğer hanımefendi sayın gorg ile geçen hafta salı günü televizyon önü çilingir sofrası, peynir tabağı şarap üçgeninde başlattığımız "haydi bütün heri poturları izleyelim" eğlentisi son sürat sürüyor sayın okur. bu akşam bir kez daha farklı bir odada heri poturun büyülü dünyası ile buluşmak için toplanmış bulunuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gece bir öncekinden farklı bitmeyecek. gene bir yandan zevkten mest olacağız, bir yandan da "neden biz de hogwarts da okumuyoruz. öyle bir düzen varsa bile dünyada artık yaşımızgeçti bizi almazlar ühühü" diye hayıflanacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bütün iyi büyücüler seninle olsun okur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-5306669264406893882?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/5306669264406893882/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=5306669264406893882&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/5306669264406893882'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/5306669264406893882'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2007/03/heri-potur.html' title='heri potur'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-1089172296694296608</id><published>2007-02-22T21:02:00.000+02:00</published><updated>2007-02-22T21:04:08.375+02:00</updated><title type='text'>hımm</title><content type='html'>şimdi tekrar okuyup yazınca bu metni, ana fikre katılmama rağmen verilen örnekler nedeniyle şöyle bir hisse kapıldım:&lt;br /&gt;sanki bu satırlar seni seviyorum demeyi sevmeyen, bir yandan da benim kalbim çok geniş 2 kişiyle birden beraberim ne var diyen ve aynı zamanda çok da zeki olan birisinin kendini aklaması için felsefeyle karıştırılmış laf sokma baladı gibi. yani bu bi his tabi sadece.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-1089172296694296608?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/1089172296694296608/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=1089172296694296608&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/1089172296694296608'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/1089172296694296608'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2007/02/hmm.html' title='hımm'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-3554244.post-5608219528331600888</id><published>2007-02-22T20:42:00.000+02:00</published><updated>2007-02-22T21:01:46.596+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dil'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gündüz vassaf'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cehenneme övgü'/><title type='text'>eskilerden bir metin</title><content type='html'>çok sevdiğim bir metindi, unutmuşum. seneler öncesinden, batur hatırlatınca bir anda özlediğimi farkettim. seninle de paylaşayım dedim ey okur, buyur:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;III.&lt;br /&gt;Birbirimizi anlayamayacağız korkusuyla, sözcükleri gereğinden çok fazla kullanıyoruz. Konuşmamanın, iletişim kurmayı reddetme anlamına çekilmesinden, kabalık olarak görülmesinden korkuyoruz. Ayrıca, çok fazla konuşuyoruz. Sessizlik bizi ürkütüyor. Sessizliği denetleyemiyoruz. oysa sessizlikte, sezinlediğimiz ama tanımadığımız dürtülerin, özgürlüğün ve gelişigüzelliğin son noktası saklıdır. Sözcükleri kullanmakla, sessiz dünyaya kendi düzenimizi zorla kabul ettirmiş oluruz. kendimizi güvende hissederiz. sözcük kullanmamız, etrafı izleme, bilinmeyeni sorgulama, sözlü tanıma haritası olmayan şeyleri sözcüklerle kodlama eğilimimizden doğan bir gücün işaretidir. sözcükleri kullanmakla, çevremizdeki şeylere sahip oluruz. sahip olunca da kendimizi güçlü, herşeyi denetleyen bir konumda hissederiz. aymazlığımızın doruğu da budur işte. başını kuma gömen devekuşundan farksız bir durum. birer ikame olan sözcükler, kendimizi yaşama bırakmaktan alıkoyar, deneyimlerimizin önüne geçer. sözcükler bizi kör eder. tüm duygularımızı ve düşüncelerimizi birer sözcüğün içine sıkıştırma yolundaki baskın faaliyet, duyularımız aracılığıyla ulaşacağımız kavrayışı engeller, önünü keser. böylece duyular, sözcüklere bir yardımcı olarak kullanılır yalnızca. yalnızca sözcüğün anlamını zenginleştirmek için kullanırız onları. buna karşılık, sözcüklerin, duyuların toplam deneyimini zenginleştirmek için kullanıldığı pek nadirdir. konuşma diline öyle alışmışız ki, arabayı atın önüne koşuyoruz. yapay kategoriler, yaşam deneyimlerinin yerini almış durumda. tüm duyularımızın toplamından da yoğun kavramlar, her nasılsa sözcüklere teslim ediliyor. türümüzün en karmaşık ve en zengin deneyimlerinden biri lan aşkta örneğin, "seni seviyorum" sözcükleri, bakıştan, temastan, kokudan ve aşkı ifade eden çeşitli seslerden çok daha büyük önem kazanmıştır. duyularımızın ortak yaşanmışlığı aracılığıyla aşkı paylaşmaktansa, ona sözcüklerle sahip çıkmaya çalışıyoruz. her aşk farklı olduğuna göre (farklı kokular, farklı dokunma biçimleri, farklı psikolojik roller) her aşkta, paylaşılan sözcüklerde farklı olur diye düşünüyor insan. ama, hayır! kalıp sözcükler, yaşadıklarımızdan daha önemli. ve "seni seviyorum" tümcesindeki totaliter sahiplenme, tüm aşk deneyimlerini standartlaştırıyor. aşkı nicelleştiriyor. bu tümceyi, aşkı aritmetiğe dökmek için kullanıyoruz: "ben, üç kere aşık oldum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aşkın söz aracılığıyla sahiplenilmesi ve nicelleştirilmesi, aşkın çok renkli ve çok dilli yaşanmışlığına aykırıdır; onun insandan insana ve deneyimden deneyime değiştiği gerçeğine ters düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sözcükler, aşkı, birbirini dışlayan kategorilere sokar zorla. "kimi seviyorsun, onu mu yoksa beni mi?" gibi bir tümceyle, bir aşk durumunun ille de doğrulanması, sınıflandırılması gerektiği için ne çok insan acı çeker, çıldırır, intihar eder ya da başkalarına acı çektirir. mutlaka birinden biri olmalıdır çünkü. biri varsa diğeri olamaz. sırf söz paradigmasının tutsağı olduğumuz için. aşkın karşılığı olarak sekiz, on, onbeş sözcük olsaydı keşke. daha az kıskanıp daha az sahiplensek, standartlaştırmanın kısırlaştırıcı baskısına yüz çevirip, benzersizliğe daha çok değer verseydik. dikey hiyerarşiyi boşlasaydık. peki, ya aşkın karşılığı olan hiç bir sözcük olmasaydı? o zaman olmayacak mıydı yani? aşk duyulmayacak mıydı o zaman? aşk sözden önce de vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;---gündüz vassaf, cehenneme övgü, sözcük mahpusları.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/3554244-5608219528331600888?l=mentaldisorder.blogspot.com'/&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/feeds/5608219528331600888/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='https://www.blogger.com/comment.g?blogID=3554244&amp;postID=5608219528331600888&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/5608219528331600888'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/3554244/posts/default/5608219528331600888'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://mentaldisorder.blogspot.com/2007/02/eskilerden-bir-metin.html' title='eskilerden bir metin'/><author><name>rot</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08089280514177342760</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:extendedProperty xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' name='OpenSocialUserId' value='16434111768224642001'/></author><thr:total xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'>0</thr:total></entry></feed>