Cumartesi, Haziran 29, 2002

Perşembe, Haziran 27, 2002

huysuz, huzursuz, nalet, yaşam enerjisi emilmiş, kaybolmuş, ümidini kesmiş, uzak, yazık çok yazık.

Çarşamba, Haziran 26, 2002

uzak dur. neden? uzak dur işte. yakınlaşma bana. daralıorum. yaşam alanımı kısıtlıosun. oksijenimden çalıosun. başka bi odaya git başka bi eve git başka bi sokaa, ülkeye, gezegene, başka bi evrene git. git. neden? ömrümden çalıosun.
dün tiramisu, spagetti ve salata yabdım bi saatte. bu depresif ruh halinin gelmekte olduunu annamalıymışım.
hayatım sürekli kokusuna bile dayanamama rağmen birilerine çay servisi yabıomuşum gibi
bişileri anımsamaya çalışanlar, yavaş yürürler. bişileri unutmaya çalışanlar, yürüyüşlerini hızlandırırlar.
cenazeye gittim. çok kötüydü. öyle kollarımda ağladı ve hiç bi şey yapamadım. sarsıla sarsıla ağladı. örtü kayıyordu ve saçları açılıyordu hep. elimle düzelttim. çok erken diil miydi böyle bi acı için? annesine sarılıp ağladı hep. tabuta dokunup ağladı. ağladı hep. terliğinden ayak parmakları görünüyordu. yukarda olup bitenle hiç alakası yokmuş gibi duran sakin ayakparmakları.
ay amma romantik olmuşum son entrylerimde yok yok kardeşim ben gelemem öle uzun süreli hülyalı bakışlara. nereye kadar ayrıca ne gereği var. bi dünya derdim var zaten.

Çarşamba, Haziran 19, 2002

bu gün gördüm. üzgün bir bakisla gdisimi izledi yanina kadar. bakti. sustuk. sonra güldük beraber. sonra konustuk. gülümsedi tekrar. güzel gülümsedi ve gözümün önünde asili kalmis bir gün önceki o donuk ve çatlamis gülümseyis silindi. yeni taze bir gülümseyis yerlesti yerine. o sekilde sadece benim sayemde gülümsesin istiyorum. baskalari görebilir gülümseyisi. ama sadece ben yada benimle ilgili bir düsünce yerlestirsin o gülümseyisi dudaklarina istiorum. bunu istiorum evet.

Salı, Haziran 18, 2002

gereksiz bir tripti. yani gerekliydi ama fazla ağırdı. beni görünce öyle güzel gülümsedi ki. sonra yüzünde dondu gülümseyişi. 1 dakika kaldım yanında sadece ama yıktım o gülümseyişi biliorum. yıktım. öyle bakakaldı arkamdan. elinde bana verdiğinde sevindiği ceketiyle. bi eli öne doğru uzanmış, dudaklarında donmuş gülümsemesi, bakışlarında o bi anda koşarak gelen acı şaşkınlık. bu resmin yaratıcısı benim. evet. ama mutlu değilim. o bakışı hatırladıkça acıyor içim.
niyeki. yani böle mi olmalı? demek öyle olmalı. öyle olsun istiorsan öyle olur. ben karışmam. üzülürüm evet. ama karışmam.

Pazar, Haziran 16, 2002

go. go örenices. nille ben. nille ben yeni amaç bulduk hayatimiza. ögrenmesi bir kaç dakika ustalasmasi bir ömür süren :)) bir amaç. belki ömür boyu bu amaçla amaçsiz kalmayiz artik. kalsak naparis? yeni amaçlar bulur tazeleniriz sanirim.
sıkılıorum. heb böle oluo. nie bilmiorum. bi noktada atıo bişi kafamda. tık edio. ve midem bulanıo artık o durumdan, ortamdan insandan. tık die oluo ama. sona dönüş olmuo gerie. bazı insanlar için farklı durum tabi. onnar özel o yüsden. acaba onnarı dierlerinden ayıran ne? ne yani? onnar nie tıklamıo da dierleri tıklıo? bakıorum. böle sevimli diorum. şeker diorum. sona bi anda tık! dokunsun baksın ya da benim varolduğumu bilsin istemiorum. niyeki? cevap verin sayın kaya. bilmiyorum. cevap yok.
fiiyyuuuuhht! çok uraştım ama oldu.şimdi böle feci şeker insanlara da ulaşılıcak artık burdan. mutluyum, mutlular, mutluyuz.

Cumartesi, Haziran 15, 2002

hamakta yattım. üstümde dut ağacı, solumda gökyüzü sağımdaysa yeşilden bir duvar vardı. altım boştu. boşlukta uyuyakalmaktan korktum. sallandım. keyifliydim. elimi yukarı uzattım. bir dut koparttım. ağzımda eridi dut. sakinleştim. sakin ve uzun. sakince orada bekledim. aceleye getirilmemeli keyifle yapılması gereken hiç bir iş. büyüsü bozuluyor.
böyle bi garip bi gün. havuza girdik. güneşlendik. yandık. müzik içki insanlar eğlence. gölgede oturup seyretmek istedim akıp giden hayatı. insanları. gülümselerinin anlamını aradım. bakışlarının, duruşlarının, ne zaman yürüyüp ne zaman durduklarının. baktım. huzurluydum. müzik vardı güsel. güsel gözler vardı. bana bakan ve beni gören. baktığım ama görmediğim gözler. sıkıldım zannettiler sıkılmadım. kendi içimde bi dünyaydım. her insan öyle. öyle.

Çarşamba, Haziran 12, 2002

perhaps perhaps perhaps.
yumuşak yastıklı sedir vardı. müzik vardı güzel. bacaklarımı uzattım, kırmızı şarap içip ders çalıştım. bi sürü insan vardı etrafımızda daha çoğu dışarıda akıp gidiyordu. ders çalıştık. arada manitasal durumlar tartıştık. yalnızdık ve bundan memnunduk. sonra kalabalık olduk ve bundan da memnun olduk. keyifliydik.
güzeldi. güzel.

Salı, Haziran 11, 2002

yağmur yağıyordu, bize yağmıyordu. dışımızda akıyordu. hava güsel kokuyordu. depresyona girdim dedim. depresyon ne bilio musun ki dedi. 1,5 sene depresyon tedavisinden sonra bilmeliyim sanrım. dedim. sonra çıkıp gittim. yağmur dinmişti.

Pazar, Haziran 09, 2002

orda ööle duruoduk. dans etmiştik. içki içmiştik. gülmüştük. şarkı sölemiştik. sarhoştuk. ölece duruoduk. daha eğlencektik. sonra birden bi yaratık geldi geçti. önce bi çizgi oldu suratında. büyüdü o çizgi. ışık oyunu gibiydi başlangıçta. ama suratındaki kırmızı ışıklar dokununca elime bulaştılar. ellerim ıslandı. kargaşa yaşandı. sonra koştuk topluca. ve orda onu gördüm. ağlıyordu. sarıldım. ışım geldi ellerime ve ellerimi gördüm. kıpkırmızı kan içinde. sonra herkes kayboldu. lavabo kırmızıya boyandı ellerime su değince.