Pazar, Kasım 09, 2003

herşeyin son derece anlamsız ve güvenilmez göründüğü anlar var hayatta. ne yapacağımızı neye tutnacağımızı bilemediğimiz, herkesten ve herşeyden şüpheye düştüğümüz anlar. neyin gerçek neyin yalan olduğunu bilemediğimiz, herşeyin geçiciliğini, uçuculuğunu ve değişkenliğini iliklerimizde hissettiğimiz anlar. hissettiklerimizi anlatacak kelime bulamadığımız, göz yaşlarımıza hakim olamadığımız, sesimizi kontrol edemediğimiz, düşüncelerin arasından doğru ve sağlıklı olanların çekip çıkaramadığımız anlar. acıya boğulduğumuz, acıda boğulduğumuz, acıyla boğulduğumuz anlar. herşeyin aynı gibi göründüğü ama ufak harflerin ve kelimelerin aslında herşeyi nasıl da farkettiğimiz anlar var. ve bazen bir ay tutulmasıyla, bazen de yağmurun saçınıza değmesiyle açığa çık benliğinizi kaplıyabiliyorlar.

Pazartesi, Kasım 03, 2003

önemli günlerle bezemişiz kişisel tarihlerimizi
toefl gazisi sevgili arkadaşlarım mete ve zeynep süfris yabıb ofise geldiler. çok duramadılar belki ama genede içimi şenlendirdiler.
ayrıca bu hafta sonu odamı yabıcam. çin temalı mı olsun yıldız mı? fikirlerinizi misafir odasına bekliyorum sevgili dinleyenlerim. şimdi sizleri gönül bahçesinden nadide bir şarkıyla başbaşa bırakıyorum:
bir ihtimal daha var, oda ölmek mi dersin?
tunç bu gün yine çok şahsına münhasırdı. sabah beni uyuz etti sona bana zayıf dedi sona da roseanne e benzetti. şu anda geçen haftanın cumartesisine bakıo. onu tiyatro biletini yırtmakla tehdit ederek bana kahve yapmasını sağladım. sonra onu çok sevdim. çünkü çok yakışıklı ve gururluydu. adeta bir yeniçeri, bir kapıkuluydu. şuursuzdu.
cuma günü pirates of caribbean a gittik sevdiceğimle. çok eelendim. böle güseldi yani. orlando güseldi johnny depp süferdi. bi kere daha gidicektim az daha dün ama avşar beni terkeder die korktum gidemedim.
cuma günü diyetisyene gidicem laleyle. o yüsden lalenin önerisine uyarak bu hafta sevdiğim şeyleri yiyorum. bu gün çin yemee yedimki ihya oldum yani ne zamandır yemiodum. yemek sepetinde %30 indirim kazanmışım chinese in town dan. 20 milyon indirdik işte süfer oldu. afietle yedim.

Cuma, Ekim 31, 2003

değişik oje sürdüm dün. güsel oldu parmaklarım. beendim. bu ojeyi daha sık sürmeye karar verdim. üf. cnaım sıkıldı sanırsam. saçma bir insan oldum. sıkıcı şeyler yapıyorum çok sıkıcıyım. püff.
dün deney yabdım. çok mutlu oldum. ama çok yoruldum bi yandan da. kafamı kaldıramıodum sata 10 du halbüse daha.
uyuzum bu aralar fazlasıyla sadece evde yatıp zıbarmak geliyor içimden. ama bu durum sosyal hayatımı yaralamakta ve sevdiklerimi üzmekte. özür diliyorum özellikle en birinci sevdiğim biricik ve çok tatlı dostumdan huzurlarınızda. özür dilerim. nill.
tunç blogı bulmuş. aratmış taratmış kendi adı sadece 4 kere geçiomuş. çok kırılmış. bundan sonra her blog yazışımda özel bir tunç bölümü olacak. sayın dinleyenler. ahanda ilki:

tunç bu gün beni zorla bakkala götürdü. çok korktum. kola aldı ve onları bana taşıttı. eti puf istedim almadı. ama yine çok yakışıklıyı. bir o kadar da vakurdu. ona göz süzen bakkala hiç pas vermedi. parayı verdi üstünü aldı ve aynı vakur tavırla olay mahalini terketti.

Pazartesi, Ekim 27, 2003

süfer bakım ve kendine özen seansıyla başlayan cumartesi günüm teyzemin ani bir hamlesiyle tuzla buz oldu. zar zor kendimi çekim yapmak üzere koro semalarına attım. sonra yaka gidip zoynop un doom gününü kutladık. kendisine burdan misafir odama yaptığı şeker ziyaret için teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.
sona da lalenin doomgününü kutladk. bi sürü doom günü vardı yani. sonra be dehşet bir pazar depresyonu yaşadım dün gece. uzun zamandır bu kadar ağırı olmamıştı. yani. nerelere gideyim nasıl nasıl edeyim bilemedim. çok daralıp avşara sardım. çok fenayım. üf.
cuma günü işlerin o kısımlarını bitirdikten sonra köprüaltına gittik. nargile içip keyif yabdık çok güseldi. sona tam gitmeye karar verdik. çıktık mekandan, aman o da ne! bir yağmur başladı ki. iki saniye önce hiç bişi yoktu havada nası yaayo! taksiye binelim ay dur falan dedik. bu defa taksi yok 15 dakka taksi bulucas die deli gibi ıslandık etek çorap, ayakkabılarımdan cyıkcyık sular saçılıodu etrafa yürürken. sonunda attık kendimizi yaka ama deli gibi ıslanmıştık. sıcak mekanda mutlu mesut oturan arkadaşlarımızın hiç biri bizi anlamadılar.
metenin menüleri oldu. cuma günü güsel yemek yiip upwords oynadıktan sonra bastırıp pvclettirdik hebiciini. akşamda son kısımlarını bitirdim ama cumartesi krizi yüzünden iplerini unuttum nolucak ki dediler bana verdiler masalara sona kızın biri ben tam bişi ister misin demeye giderken aaa bi ipde takamamışlar mı mehehe yabıb sinirimi bozdu ardından aynı kız alperin kız kardeşi çıkıp beni dumur etti. sonuç olarak: ipsiz menüler kullanıma sunuldu.

Cuma, Ekim 24, 2003

gökçe heb bana kısıo onu aramıorum sormuorum die. ama yani o da beni hophop aramıo ki. yani ben sonuçta onu çok seviyorum. bunu artık bilio olması lazım. ama eve gelince böle yorgunluktan ölüo oluorum. anca avşarla konuşuorum biraz babamlarla oturuorm, sona tumba yatak. pıff
japon olsaymışım ismim nolurmuş? işte bu ichi :))
Ichi
Ichi - "That one with wisdom"
Sponsored by www.life-blood.cjb.net


What would your Japanese name be? (female)
brought to you by Quizilla
daha önceden başka bişi çıkmıştım. ama bu da sevimli bi resme sahipmiş yani. hem yalan da sayılmaz.
surprise
You have a surprise kiss! Your partner is always
pleasantly pleased to have you jump outta no
where to dote them with a fun peck on the cheek
or more passionate embrace. super markets and
work places are your favorite places to attack
your loved one with all your love =p


What kind of kiss are you?
brought to you by Quizilla
ayrıca kişilik testi yabdık kaan gönderdi. mükemmeliyetçi melankolik ve popüler optimist çıktım. isteyen olursa yollim güsel bi test.
dün piyangodan gün çıktı bize. hisarda kahve içtik sona avşarlara gittik güseldi hisarda araştırmaiçin soru seçtik. hocayla belirlediğimiz cut-offların dışına çıktık biras. ama hoca beenmiş. eline saalık die mail atmış. bu günkü basın gösterimi için patatesli poğaça yabdım. çok güsel oldu. herkes pek bi beendi. tuncun çikolatalıları da süferdi dayanamadım bi tane yedim.
ayrıca rejimim o kadar sıkıcı ki. hep açım hem, hem de lezzetli bişe yeme şansım ilk defa bu gün olucak. çok sevdiğim peyniri irenç bi versiyonuyla yiorum. pıf.
rınrınrın belim arıo.
havaların yağmurlu olmasını ruhen seviorum ama ben yağmuru böle severken, bel fıtığımın, diz ağrılarımın yağmurla direk artması ve en sevdiğim ayları tarifsiz acılar içersinden geçirmek zorunda kalmam devletin ayıbı değildir de nedir? sorarım sana ey nazlı hilal!

Çarşamba, Ekim 22, 2003

öksürüorum hala. çok fazla eve gidip uyuyasım var. öle bööle diil. ama iş yapmalıyım biraz da. ayıp denen bişi var. ama migrenim de tuttu uf.
böle hasta gibiyim. gece yatmadan tylol hot içiorum. o bööle biraz daha sıcak bastırıo insana. yorganlar çıkmadıı ve kaloriferler yanmadıı için iki batteniye üstüste koyup hazırladımm yataama giriorum biraz kitap okumak için. böle tylol hot ın tuhaf bi uykusu var o bastırıo böle battaniyeler sıcak ben sıcak. böle tuhaf bir uykuya dalıorum tuhaf tuhaf rüyalar görüyorum. dün gece rüyamda alin taşçıyanla bizim eski evdeydik battle royale in temsilini yabıoduk böle mitsuki falan vardı. alin taşçıyan bana 3 yaş fark bişi diilki benim sevgilim 14 yaşında dedi. ben baktım hiç de 14 yaşında görünmüodu.
bu aralar işten çıkıp bengiye uğramak çok sevdiğim bir aktivite halini aldı. gidiorum. iki çay içiorus karşılıklı. oturuorus. böle . sona çıkıorum eve gidiorum. aslında son bi kaç gündür sürekli eve gidesim var. işten çıkıorum hop ev. anime serediorum biraz. kitpa okuorum. avşarın kazağını örmeye başladım yeniden. ön kısmı bitti. ona yün arıycam yoksa eksik kalıcak gibi duruo. sona atkı var. örgü örmek güsel. dün örgü öreüp film serettim. bu gün migrenliyim nede bilmiorum. sabahları uyanamıyorum bi türlü. çok zor kalkıorum. pıff. hafta sonu da heycanlı geçicek gibi. cuma akşamı 80'ler partisi var tuncun. cumartesi hem zeynebin hem lalenin doğumgünü var.
yani ben sevgilimi özledim ama asıl olarak.
bu haftadan itibaren okul işi son derece hız kazanıyor. haftaya perşembe 3 deney üstüste var. yarın okula gidicem. hocayla detayları konuşucas. mutluyum. gururluyum.

Cuma, Ekim 17, 2003

moşi moşi
ayrıca 5000 i geçtim. mutluyum gururluyum ey okur.
dün gece çok sıkılıodu canım feci yani. atlantis serettim elendim. sora çok uykum geldi uyudum. bugün bi sürü işim var.
teyzemin batam kazaanı giydim. kurdelelerini çıkartmıştık nille güsle bişeye dönümşmüştü. birazcık alıştım şimdi. üşümüorum ofiste mutluyum
tunç bana sen benim gördü?üm damak tad? en geli?mi? insanlardan birisin dedi. heheh

Pazartesi, Ekim 13, 2003

zaten film ekimi var. sona cogitoya görüşmeye gidicem. araştırma başlıycak. sonacıma, nilin doğum günü var çarşamba hakikisi, cuma kutlaması. salı günü avşarın korosunu fotoğraflıycam ve kameraya çekicem. ne biliim bi sürü işte. ayrıca sumrunun templati sevimli olmuş çok.
güsel bi hafta sonu geçirdim ben evet.
menüsüyle ilgili süfer fikirler geldi aklıma metenin. sona ayrıca duvar boyanıcak. ayrıca poster aldım bu gün ofisten. üşümesem hiç derdim kalmıycak o derece.
bu hafta da çok hareketli olucak ayrıca heyecanlı yani.

Cuma, Ekim 10, 2003

nille ozan tam bi yaşına basıyorlar bu gün!
msn ime şekil yabdım artık onu daha çok seviyorum.
zeynepte gelicek akşam galbaa
bu gün hava soğuk çok. Avşarlarda maç yabıcaklar. Bu havaya rağmen yabıcaklar mı peki? işte bunu bilemiyoruz. yapsınlar mı peki? onu da bilemiyoruz. peki biz naapmalıyıs? onu hiç bilemiorus.
kulaamız arımasın istiorus. evet bunu istiorus.

Çarşamba, Ekim 08, 2003

mete bi mekana ortak oldu ya şimdi. biz kalpten mekanı bizim die benimsedik. bengi garsonluk yapıcak, anıl hafta içi, avşar hafta sonu müzik yapıcak. ben dekor ve menülerle ilgilenicem flan filan. mekan sevimli zaten. sahibi de kayserili. komik bi adam. kendini çok fazla ciddiye alıo ama ii niyetli.
bi de geçen cuma gecesi zeyneple yemeğimiz ve gecemiz çok güzel geçti. o kadar özlemşişim ki. 1 seneden fazladır görüşmüoduk. hiç bi konuyu tam bitiremedik her şeyden konuşcas die.
nesfit aldım kendime fit olucam işalla.
rejimsel günner geri döndü annıycaanız. sürekli bir genişleme halindeyim ve bu bana mutsuzluk olduğu kadar bel ağrısı olarak da geri dönüo ne yazık ki. ayrıca ya tuçenin diyetisyenine ya da avşarın tanıdıı olan diyetisteyene başlamaya karar verdi. ölüm orucu gibi rejim yapıp zayıflayamıyorsa insan bir bilene danışmalı ne de olsa.

Cuma, Ekim 03, 2003

akşam yemenede zeynep gelicek ilginç bi kaşam
elifle buluşsak mesela akşam üstü mutlu olsam negsel. ayrıca nerden geldii belirsiz bir göbek peydahlandı bende sinirleniorum.
ayrıca nerde kaldı yasenin eski blog günleri kınıyorum ben kendisini
blogger surveysi yabdım. şekil deiştirmek istiorum kolayca dedim, resim eklemek istiyorum kolayca dedim. templatelerimi istiorum eski bana geri veeerrr dedim.

Salı, Eylül 30, 2003

neopetlerimin sayfaları açık durmuor nedense ama işte ben de blog yazıorum.
geçen gece rüyamda fransız kültürdeki örtmenim gülay hanımı gördüm. böle kocaman lise gibi bi yerde peşimde koşturup dehşetle bana fransızca konuş fransızca konuuşş die baarıodu. sanırım kursa başlamam laızm.
küçükken çok sevdiğim bi çarşaf takımı vardı. böle gökkuşakları vardı üstünde. bi abimin bi benim vardı iki tane. bi gün annem onları yıkarken çamaşır makinesinin lastiğine takılıp birisi yırtılmış. annem burcuya sinirlenmiştim onları koyarken o yüzden yırtık olan onun olucak demiştiç abimde tamam tamam demiştiç ben çok üzülmüştüm. dehşetle. abim bardağımı kırınca ve annem kızdım die bana kızınca aklıma geldi nedense.
bi yıkandım hemen boğazım kulaam arımaya başlaıd. ne fena

Pazartesi, Eylül 29, 2003

olabilir hala aslında ama bunu sağlamak için bir şey yapamam ki. ve beklemek de öldürüyor beni. belirsizlikten nefret ediyorum.
her şey başka türlü olabilirdi di mi. ama diil işte.

Pazar, Eylül 28, 2003

bir şarkı olsam hangisi olurdum?
keşke odamı amelyattan önce yapabilseydik. uyus uyus boş duvarlara bakmak zorunda kalmasdım o zaman. ama ne yazık ki pek mümkün görünmüo.
ameliyat olmak aslında o kadar da kötü değil. iki hafta boyunca fiziksel durumumun müsade ettiği kadarıyla istediğim şeyleri yapabilirim. nile doğum günü hediyesi, başka şeyler. kitap okurum. film seyrederim. dinlenirim mesela. sıkıldım aslında dinlenmekten de ama olsun.
istediğim zaman istediğim şeyi yapabilmek ne kadar güsel olurdu. kimseye karşı herhangi bi sorumluluk düşünmeden. ama işte bu imkansız. böyle bi şey yapabilmek için tamamen insansız bir yaşamı kabul etmek gerek ve ben kendimi mutlak yalnızlıkla mutlu kılabileceğim noktayı çok gerilerde bıraktım. çok farklı huzur ve mutlulukların tadına vardım.
küçük bi atölye isterdim. kafama göre lamba falan yapıp, cam boyası, sabun ve mumla uğraşıp yaptığım şeyleri istediğim kalitede basabileceğim, istediğim gibi freehand (çarı öretince) photoshop falan kullanabileceğim bi bilgisayarı olan kartonlar camlar ve malzemelerle dolu bi oda. aklıma gelen şeyleri yapabileceğim boyalar ve daha bir sürü şeyle dolu bi oda.
sıkılgan bir insanım evet. sıkılıyorum. başında da söylemiştim bunu. ama bu nasıl bir bahane? hayatımı bir şeylere başlayıp sonra onlardan sıkılarak başka şeylere başlayarak mı geçireceğim?
son bi kaç aydır düzelir diye bekleyip duruyorum. ama işte yarın pazartesi ve yine aynı bıkkın his içimde. düzelmiyor. o mucize gerçekleşmiyor bir türlü. kötüye gidiyor sadece her şey.
hayatımdan çıkartmak istediğim şeyleri çıkartabilme gücünü ve kararlılığını bulmam neden bu kadar zor? neden hep bir umut var içimde beni kararlarımı uygulamaktan alıkoyacak bir mucize gerçekleşeceğine ve her şeyin eski güzel zamanlardakine döneceğine dair? Ve neden mariah carey nin bir şarkısını dinlemekteyim şu an biri bana bu soruların bir cevabını verebilir mi?

Pazartesi, Eylül 22, 2003

bi de ben hastayım çok fena ilgi ve şefkat manyaa olasım var duyrulur
üf üstelik böle çok uyus yok preview yok bilmem ne
ay ama bu bloggerın sürekli deişmesinden bana fenalık gelmeye başladı azar azar

Salı, Eylül 16, 2003

son bahar geldi kahve içmek daha güsel bişi artık. okula da gidip gelicem. bengiyi falan görücem. paper okuycam. mutlu bi insanım ben
çağrıyla kave içmek istiorum ama bizim evde sona ona narnia günlüklerimi göstermek onun yüsündeki güsel kitap görüm huşu içindeyim ifadesini seretmek istiyorum.
tamam kabul ediorum tadı güsel ve hemen yapılıo ve hiç diilse sen yapmışsın oluo.
çok pahalı diilse yabılabilir bişi.
hayır bi de seviorum sonuçta veletleri zaman geçirmekde istiorum. çok yorgun diilsem yabıorumda. geçen gün renkli kartoonlar ve şekilli makaslarla kitap ayraçları yaptık sonra beraber kitap okuduk, onlar biraz ilerlediler ki ayracı koymanın bi mantıı olsun.
dün meltemle vişneli muffin yabdık. ölem heyecanlanıo ki. güsel de oldu. ama ben yorgunsam hiç çekilmiorum zavallı çocuklar.

ayrıca o vişneli muffin de icat olunmuş mertlik bozulmuş.
paketi alıosun. 3 tane ayrı paket çıkıo içinden. birini döküp, içine iki yumurta yarım bardak sıvı yağ koyup karıştırıosun, öbür minik kek kalıplarına koyuosun, üstüne öbür paketten çıkan vişneli sosu koyuosun, piştikten sonra da 3. paketten çıkan ve benmari usuülü erittiin çikolatayla süslüosun. toplamda 25 dakka falan sürüo hepsi ki zaten 15 dakka pişio meret.
neymiş muffin yapmışım.
peeeh
çarı kesin okumuştur. ne düşünüo merak ediorum.
arıcam arıyamıorum kimseyi. evde oda başına minimum 2 kişi düşüo şu günlerde sadece 9 kişi olmamaıza ve mutfak ve banyo dahil 5 oda olmasına rağmen - abile benimkini bir saydım tabi bi de hol var altı diyelim- bu sayı pek değişmio çünkü oldukça mobil aletler olan çocuklar saniyede yer değiştirip tek kişilik mekanları cehenneme - tabi cennetede de zaman zaman- çevirebiliolar. e bundan kelli bendeniz de avşarla mesela mutfak tezgahının tepesinde tuvalette yada soğuk diilse balkondA konuşmaya çalışıp bunu yalnızken yapabilmeyi anca 3 dakkika kadar başarabiliorum çünkü yerim keşefediildii anda o telefon konuşmasından hayır gelimio. dün akşam telefonda konuşurken meltem geldi mesela avşar bi ara telefonda konuşurken maç seyretmek sorunda felan kaldı.
araştırmaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
höppürürü höp höp cıbıdak cıbıdak cıbıdak cıbıdak

ayrıca paar akşam üstü 4 itibariyle başladıım heri potur u, 3 -4 saatlik bir ara vererek okuyarak sabah altıda bitirmeyi başadım. hoştu güseldi ama 4. kitap daha iiyidi. üzüldük, içimiz daraldı ergen buhranlarına ortak olduk herinin işalla sonraki kitapta farklı hislere ortak olurus hem o mutlu olur hem bis
iki hafta önce sanırım radikal cumartesi de bağımsız film şirketleriyle ilgili bir yazıda biz de yer aldım -haliyle- ve arka kapakta fotoğrafımız çıktı ofisçe.
tolga akıncının kim olduğuna dair bu ani meraki o fotoğrafa möı bağlamalıyım bilmiyorum.
gerçi misafir odasına teşrif buyurup adını sanını söylemeden tolga akıncı kim! diye sorgu sual eyleyen arkadaş önce kim olduunu sölese daha mutlu olucam o ayrı.
neyse efendim beni ii tanıyanlar tolga akıncı kim bilio. tanımayıp soranlarsa önce kendilerinin kim olduunu sölesin diil mi ya?
ayrıca çarşamba günü hocamla konuşmaya gidicem ve önümüzdeki haftadan itibaren başlamak üzere araştırma nın programıı ve benim okuma programımı belirliyces. çok sevindim dün belli olunca. evin içinde zıp zıp zıpladım. yaşasın okuluım yaşasın psikoloji! yaşasın tekcan ve araştırmaları!
ayrıca saç kesiminm yüsünden büyük bir kabus ve sinir dolu saatler yaşadım.
şu an hala daha çok sevmiyrum saçlarımı ama çok çirkin olmadıklarını kabullendim.
dün narnia günlüklerini aldım. hani ama 7 kitaplık seti diil. yedi kitap bir arada olan muhtweşem cildi. eski çağ büyü kitaplarıyla çocuk filmleri masal kitapları arasında bir görünüme sahip. süfer. içi de güsel öyküsüde . şimdilik 40 sayfa okudum ama süferdi.
biz geldiiikk
sevdiceemin blogındanda annadınız die tehayyül ediorum.

Çarşamba, Eylül 03, 2003

ayrıca yerler ayırtıldı gidios cuma akşamı 9.30 itibariylen
vöhüüüeeaaa erinç beni linklerinden çıkarmışşş
yani tamam herkesi çıkarmış ama olsun
vöhühüüeehhahhaehahehaehahehaeaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
radyo ödtü ye reklam spotu yasdık tunçla çok heycanlıydı.
ayrıca bu gün biraz zuzaylıyım.
uzun bi aradan sonra üşünebilecek bir havanın vuku bulması şahane bi durum. yaşasın eylül ve en yakın arkadaşı sonbahar
yaşasın ardından gelmekte olan ekim ve yağmurlar
kahrolsun yaz sıcakları ve ter
kahrolsun uzun ve sıcak günler

yaşasın erken kararan hava ve sadece istediğin zaman haddinden fazla sıcaklayabilme opsiyonu
karnım aaaçç rımrmrım
bu gün bi blogı sumrunun sanıp okuyup çok çok çok şaşırıdm sona onun olmadıını annayıp rahatladım .

Salı, Eylül 02, 2003

rrööööfff
tatile gidices hafta sonu ama hiç heyecanı yok içimde. sadece yapılması gereken işler gözümde büyüo. güsel olmıycak gibi gelio. bilet peşinde koşmaya üşeniorum. bavul hazırlamaya üşeniorum. o kadar yolu gitmeye üşeniorum. geri dönmeye üşeniorum. bilmiorum. pöf.
gözlerimde pörçledi. karnım aç. zaten ucus olsun die çirkin bi yemek yiycem o da gelmio annamadım ben.
çok sıkıldım ben akciğerlerim börçüo sıkıntıdan. başım arıo ayrıcana. üf.

Çarşamba, Ağustos 27, 2003

Salı, Ağustos 26, 2003

bir haftalık tatilimde neler oldu?
yazlıkta sere serpe yatıp dinlenmenin dışında
emine ablam (1,5 sene sonra)
özlem ablam ve çocuklar (5 sene sonra)
elif (bir sene sonra)
avşar (3 hafta sonra)
ve tabükü nill (2 hafta sonra)
istanbul semalarına merhaba dediler.
dün identity e gittik. o kadar o kadar o kadar çok korktum ki. zıplayıp durdum bütün film boyunca. avşarın el kemiklerini kırıcaktım nerdeyse.
güseldi film beendim gayet aslında. ama çok korktum bütün gece rüyamda gördüm uyandım falan korkup sona geri uyuyamadım bi süre çok kötüydü.
bağırarak kaçasım oralara buralara vurasım var kendimi.
avşarla telefonda konuştuğumuz şeyi ciddi ciddi düşünmeye başlaıdm sanırım. işteyken de düşünüyorum.
bunda bi sürü cd basmış kaset etiketlemiş ve paketlemiş olmamın ve bu işte iyice sıkılmış olmamın etkisi nedir bilemiyorum. ama bi etkisi olduğu açık.

Cuma, Ağustos 15, 2003

tatile çıkıoruuummmm.
bölük pörçük yazlık tatili ama olsun.
benim tatilim işte oh olsun.

Salı, Ağustos 12, 2003

hemen itiraf edelim: eve ed in kafasındaki gözlükleri saç rengi ve modeli beni andırıyor.
bir zamanlar bir ofiste çalışan depresif ama mutlu bir kız varmış. dönem dönem bu zavallı kızı çeşit çeşit afakanlar, depresif ataklar, iç daralmaları, ruh bulantıları efendime söliim can sıkıntıları ziyaret edermiş. hanım kısımıs bu davetsiz misafirlere saygıda hiç kusur etmez onları öyle güzel ağırlarmış birgele misafir bir daha gitmek istemez ama vakti gelip ayrılmak zorunda kalınca da kendi gibi pek çok arkadaşına bu hanım kızımızdan bahsedip arkadaşalarına hanım kızı ziyaret etmelerini tembih etmekten geri kalmazmış. Gel zaman git zaman ofiste çalışan depresyonun dağlarında koşturmaya, nevrotikliğin bayırlarında dolaşmaya ve paranoyayla koyun koyuna yatmaya alışkın kızımız bu misafirlerden sıkılıvermiiiiiş. gelenler hemencecik gitsinler peşlerinden de kimsecikleri getirmesinler ister olmuş. ne yapsam ne etsem diye düşünüp dururmuş. elinden de pek bir şey gelmiyormuş paranoid kişilik bozukluğu kızımızın. ne de olsa misafirperverlik ona genlerinden bulaşmış, böyle bir aile geleneğine ihanet edeceğine ölse daha iyiymiş. eski günleri düşünmüş. eski güzel günleri. misafirlerinin olduğunu kimsenin farkedemediği, bütün yorgunluğuna rağmen gülümseyip işine devam edebildiği o unutulmaz günleri. ama artık işler öyle değilmiş. bir misafir geldiği anda bunu herkes anlayabiliyormuş. bu aslında çok rahatlıcı bir şeymiş başlangıçta çünkü çevresi ona anlayış gösteriyormuş ama gğnler geçmiş ve çevresi de bu narin ama cilveli hanım kızın bitmek tükenmek bilmeyen misafirlerinden fenalık geçirir olmuş. onu her gün asık suratlı görmek, her ayın bi haftası depresif gezmesini seyretmek içlerini bayar olmuş. ve böylece anlayış küpü çevre sakinleri teker teker kendi hanelerine çekilmişler. ve misafirleriyle başbaşa hanım kızımız başladığı yerin az uzağında nereye gideceğini bilemez bir halde kala kalmış.
odamın mavi duvarlarına ve süfer tavanına uyan yeni bi dekor çalışması yabdık. güsel oldu sanırsam. büyük oldu ve başka bi odyamış gibi. ne de olsa o dolap orda 8 senedir duruodu az diil.
saçlarımı boyattım bi de ben. daha kırmısı oldular. saçlarım o paspal hallerinden kurtulduklarından beri daha bi bakasım geldi kendime. fena da olmadılar. yazlıa gidip geliim kestiririm de belki belli olmaz.
neopetimin manyaa oldum. bankada 70000 neopointim var. çok zengin olucam çook.
bu hafta izne çıkıcam cuma günü. ayrıca haftaya pazartesi veya salı da emine ablam gelicek. o kadar sevindim ki. dehşetle özledim zira kendisini ve o bana en kötü zamanımda bile ve hatta onun en kötü zamanında bile ferahlatıcı bir etki yapan, adeta limon kolonyam olan muhteşem bir insan.
süfer bakımsal malzemelerim oldu yine. hemen tam liste veriyorum:
tırnak besleyici
manikür jeli
ayak bakım banyosu
ayak ve bacak bakım kremi
yüz için nemlendirici
saç bakım maskesi
sıvı göz farı
ponza
kil maskesi
peeling maskesi

ve evet her birini kullanıcam. çok su içicem. bakımın manyaa olucam.

Cuma, Ağustos 08, 2003

o kadar korkunç ki neopetsde bile dehşetle puan kaybettim.
dehşetle canım sıkılıo nası geçicek hiç bilmiorum. oysa dün gece iyiydim. konser güzeldi gece güzeldi. şimdi işteyim ve en baştaki hiç gelmeme isteğime rağmen işte iyi. ama sıkılıorum. gökçe akşam dişinden ameliyat olucak ona gidicem. kalasım var kalamıorum. her şey çok sevimsiz ve gereksiz sıkıldım. yoğun bir çekip gitme isteğiyle doluyum.
herkes gitti. ben işte kaldım burda bi başıma.

Çarşamba, Ağustos 06, 2003

ayayay sefgilim de taa bükreşlerde hastaymış kıyamam.
odamdan bi srü şey attım gene. ortaokuldan kalma matematik ve geometri kitaplarımı mesela, almanca oldukları için kıyamıodum onlara. sonra üni birden kalma tarih notlarım. bi kısmına kıyamadım gerçi. odam bi gün bi şekilde biterse güsel olucak gibi ama şu an buna çok uzak. ayrıca bir malikaneden alınmış ve zorla evde tutuluyormuş gibi görünen mobilyalarımız var. yani ev bitti ama ben o mobilyalar yüzünden kendimi hala pek evde hissedemiorum ne yazık ki. ne bilim. başka birilerinin salonu o bizim değil.
ayrıca dört bin olduk farkındasın değil mi ey okur?
başım arıo. ateşim de var. üf.