Pazar, Kasım 09, 2003
herşeyin son derece anlamsız ve güvenilmez göründüğü anlar var hayatta. ne yapacağımızı neye tutnacağımızı bilemediğimiz, herkesten ve herşeyden şüpheye düştüğümüz anlar. neyin gerçek neyin yalan olduğunu bilemediğimiz, herşeyin geçiciliğini, uçuculuğunu ve değişkenliğini iliklerimizde hissettiğimiz anlar. hissettiklerimizi anlatacak kelime bulamadığımız, göz yaşlarımıza hakim olamadığımız, sesimizi kontrol edemediğimiz, düşüncelerin arasından doğru ve sağlıklı olanların çekip çıkaramadığımız anlar. acıya boğulduğumuz, acıda boğulduğumuz, acıyla boğulduğumuz anlar. herşeyin aynı gibi göründüğü ama ufak harflerin ve kelimelerin aslında herşeyi nasıl da farkettiğimiz anlar var. ve bazen bir ay tutulmasıyla, bazen de yağmurun saçınıza değmesiyle açığa çık benliğinizi kaplıyabiliyorlar.
Pazartesi, Kasım 03, 2003
toefl gazisi sevgili arkadaşlarım mete ve zeynep süfris yabıb ofise geldiler. çok duramadılar belki ama genede içimi şenlendirdiler.
ayrıca bu hafta sonu odamı yabıcam. çin temalı mı olsun yıldız mı? fikirlerinizi misafir odasına bekliyorum sevgili dinleyenlerim. şimdi sizleri gönül bahçesinden nadide bir şarkıyla başbaşa bırakıyorum:
bir ihtimal daha var, oda ölmek mi dersin?
ayrıca bu hafta sonu odamı yabıcam. çin temalı mı olsun yıldız mı? fikirlerinizi misafir odasına bekliyorum sevgili dinleyenlerim. şimdi sizleri gönül bahçesinden nadide bir şarkıyla başbaşa bırakıyorum:
bir ihtimal daha var, oda ölmek mi dersin?
tunç bu gün yine çok şahsına münhasırdı. sabah beni uyuz etti sona bana zayıf dedi sona da roseanne e benzetti. şu anda geçen haftanın cumartesisine bakıo. onu tiyatro biletini yırtmakla tehdit ederek bana kahve yapmasını sağladım. sonra onu çok sevdim. çünkü çok yakışıklı ve gururluydu. adeta bir yeniçeri, bir kapıkuluydu. şuursuzdu.
Cuma, Ekim 31, 2003
dün deney yabdım. çok mutlu oldum. ama çok yoruldum bi yandan da. kafamı kaldıramıodum sata 10 du halbüse daha.
uyuzum bu aralar fazlasıyla sadece evde yatıp zıbarmak geliyor içimden. ama bu durum sosyal hayatımı yaralamakta ve sevdiklerimi üzmekte. özür diliyorum özellikle en birinci sevdiğim biricik ve çok tatlı dostumdan huzurlarınızda. özür dilerim. nill.
uyuzum bu aralar fazlasıyla sadece evde yatıp zıbarmak geliyor içimden. ama bu durum sosyal hayatımı yaralamakta ve sevdiklerimi üzmekte. özür diliyorum özellikle en birinci sevdiğim biricik ve çok tatlı dostumdan huzurlarınızda. özür dilerim. nill.
tunç blogı bulmuş. aratmış taratmış kendi adı sadece 4 kere geçiomuş. çok kırılmış. bundan sonra her blog yazışımda özel bir tunç bölümü olacak. sayın dinleyenler. ahanda ilki:
tunç bu gün beni zorla bakkala götürdü. çok korktum. kola aldı ve onları bana taşıttı. eti puf istedim almadı. ama yine çok yakışıklıyı. bir o kadar da vakurdu. ona göz süzen bakkala hiç pas vermedi. parayı verdi üstünü aldı ve aynı vakur tavırla olay mahalini terketti.
tunç bu gün beni zorla bakkala götürdü. çok korktum. kola aldı ve onları bana taşıttı. eti puf istedim almadı. ama yine çok yakışıklıyı. bir o kadar da vakurdu. ona göz süzen bakkala hiç pas vermedi. parayı verdi üstünü aldı ve aynı vakur tavırla olay mahalini terketti.
Pazartesi, Ekim 27, 2003
süfer bakım ve kendine özen seansıyla başlayan cumartesi günüm teyzemin ani bir hamlesiyle tuzla buz oldu. zar zor kendimi çekim yapmak üzere koro semalarına attım. sonra yaka gidip zoynop un doom gününü kutladık. kendisine burdan misafir odama yaptığı şeker ziyaret için teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.
sona da lalenin doomgününü kutladk. bi sürü doom günü vardı yani. sonra be dehşet bir pazar depresyonu yaşadım dün gece. uzun zamandır bu kadar ağırı olmamıştı. yani. nerelere gideyim nasıl nasıl edeyim bilemedim. çok daralıp avşara sardım. çok fenayım. üf.
sona da lalenin doomgününü kutladk. bi sürü doom günü vardı yani. sonra be dehşet bir pazar depresyonu yaşadım dün gece. uzun zamandır bu kadar ağırı olmamıştı. yani. nerelere gideyim nasıl nasıl edeyim bilemedim. çok daralıp avşara sardım. çok fenayım. üf.
cuma günü işlerin o kısımlarını bitirdikten sonra köprüaltına gittik. nargile içip keyif yabdık çok güseldi. sona tam gitmeye karar verdik. çıktık mekandan, aman o da ne! bir yağmur başladı ki. iki saniye önce hiç bişi yoktu havada nası yaayo! taksiye binelim ay dur falan dedik. bu defa taksi yok 15 dakka taksi bulucas die deli gibi ıslandık etek çorap, ayakkabılarımdan cyıkcyık sular saçılıodu etrafa yürürken. sonunda attık kendimizi yaka ama deli gibi ıslanmıştık. sıcak mekanda mutlu mesut oturan arkadaşlarımızın hiç biri bizi anlamadılar.
metenin menüleri oldu. cuma günü güsel yemek yiip upwords oynadıktan sonra bastırıp pvclettirdik hebiciini. akşamda son kısımlarını bitirdim ama cumartesi krizi yüzünden iplerini unuttum nolucak ki dediler bana verdiler masalara sona kızın biri ben tam bişi ister misin demeye giderken aaa bi ipde takamamışlar mı mehehe yabıb sinirimi bozdu ardından aynı kız alperin kız kardeşi çıkıp beni dumur etti. sonuç olarak: ipsiz menüler kullanıma sunuldu.
Cuma, Ekim 24, 2003
Ichi - "That one with wisdom"
Sponsored by www.life-blood.cjb.net
What would your Japanese name be? (female)
brought to you by Quizilla
You have a surprise kiss! Your partner is always
pleasantly pleased to have you jump outta no
where to dote them with a fun peck on the cheek
or more passionate embrace. super markets and
work places are your favorite places to attack
your loved one with all your love =p
What kind of kiss are you?
brought to you by Quizilla
dün piyangodan gün çıktı bize. hisarda kahve içtik sona avşarlara gittik güseldi hisarda araştırmaiçin soru seçtik. hocayla belirlediğimiz cut-offların dışına çıktık biras. ama hoca beenmiş. eline saalık die mail atmış. bu günkü basın gösterimi için patatesli poğaça yabdım. çok güsel oldu. herkes pek bi beendi. tuncun çikolatalıları da süferdi dayanamadım bi tane yedim.
ayrıca rejimim o kadar sıkıcı ki. hep açım hem, hem de lezzetli bişe yeme şansım ilk defa bu gün olucak. çok sevdiğim peyniri irenç bi versiyonuyla yiorum. pıf.
ayrıca rejimim o kadar sıkıcı ki. hep açım hem, hem de lezzetli bişe yeme şansım ilk defa bu gün olucak. çok sevdiğim peyniri irenç bi versiyonuyla yiorum. pıf.
Çarşamba, Ekim 22, 2003
böle hasta gibiyim. gece yatmadan tylol hot içiorum. o bööle biraz daha sıcak bastırıo insana. yorganlar çıkmadıı ve kaloriferler yanmadıı için iki batteniye üstüste koyup hazırladımm yataama giriorum biraz kitap okumak için. böle tylol hot ın tuhaf bi uykusu var o bastırıo böle battaniyeler sıcak ben sıcak. böle tuhaf bir uykuya dalıorum tuhaf tuhaf rüyalar görüyorum. dün gece rüyamda alin taşçıyanla bizim eski evdeydik battle royale in temsilini yabıoduk böle mitsuki falan vardı. alin taşçıyan bana 3 yaş fark bişi diilki benim sevgilim 14 yaşında dedi. ben baktım hiç de 14 yaşında görünmüodu.
bu aralar işten çıkıp bengiye uğramak çok sevdiğim bir aktivite halini aldı. gidiorum. iki çay içiorus karşılıklı. oturuorus. böle . sona çıkıorum eve gidiorum. aslında son bi kaç gündür sürekli eve gidesim var. işten çıkıorum hop ev. anime serediorum biraz. kitpa okuorum. avşarın kazağını örmeye başladım yeniden. ön kısmı bitti. ona yün arıycam yoksa eksik kalıcak gibi duruo. sona atkı var. örgü örmek güsel. dün örgü öreüp film serettim. bu gün migrenliyim nede bilmiorum. sabahları uyanamıyorum bi türlü. çok zor kalkıorum. pıff. hafta sonu da heycanlı geçicek gibi. cuma akşamı 80'ler partisi var tuncun. cumartesi hem zeynebin hem lalenin doğumgünü var.
yani ben sevgilimi özledim ama asıl olarak.
yani ben sevgilimi özledim ama asıl olarak.
Cuma, Ekim 17, 2003
Pazartesi, Ekim 13, 2003
Cuma, Ekim 10, 2003
Çarşamba, Ekim 08, 2003
mete bi mekana ortak oldu ya şimdi. biz kalpten mekanı bizim die benimsedik. bengi garsonluk yapıcak, anıl hafta içi, avşar hafta sonu müzik yapıcak. ben dekor ve menülerle ilgilenicem flan filan. mekan sevimli zaten. sahibi de kayserili. komik bi adam. kendini çok fazla ciddiye alıo ama ii niyetli.
nesfit aldım kendime fit olucam işalla.
rejimsel günner geri döndü annıycaanız. sürekli bir genişleme halindeyim ve bu bana mutsuzluk olduğu kadar bel ağrısı olarak da geri dönüo ne yazık ki. ayrıca ya tuçenin diyetisyenine ya da avşarın tanıdıı olan diyetisteyene başlamaya karar verdi. ölüm orucu gibi rejim yapıp zayıflayamıyorsa insan bir bilene danışmalı ne de olsa.
rejimsel günner geri döndü annıycaanız. sürekli bir genişleme halindeyim ve bu bana mutsuzluk olduğu kadar bel ağrısı olarak da geri dönüo ne yazık ki. ayrıca ya tuçenin diyetisyenine ya da avşarın tanıdıı olan diyetisteyene başlamaya karar verdi. ölüm orucu gibi rejim yapıp zayıflayamıyorsa insan bir bilene danışmalı ne de olsa.
Cuma, Ekim 03, 2003
Salı, Eylül 30, 2003
küçükken çok sevdiğim bi çarşaf takımı vardı. böle gökkuşakları vardı üstünde. bi abimin bi benim vardı iki tane. bi gün annem onları yıkarken çamaşır makinesinin lastiğine takılıp birisi yırtılmış. annem burcuya sinirlenmiştim onları koyarken o yüzden yırtık olan onun olucak demiştiç abimde tamam tamam demiştiç ben çok üzülmüştüm. dehşetle. abim bardağımı kırınca ve annem kızdım die bana kızınca aklıma geldi nedense.
Pazartesi, Eylül 29, 2003
Pazar, Eylül 28, 2003
istediğim zaman istediğim şeyi yapabilmek ne kadar güsel olurdu. kimseye karşı herhangi bi sorumluluk düşünmeden. ama işte bu imkansız. böyle bi şey yapabilmek için tamamen insansız bir yaşamı kabul etmek gerek ve ben kendimi mutlak yalnızlıkla mutlu kılabileceğim noktayı çok gerilerde bıraktım. çok farklı huzur ve mutlulukların tadına vardım.
küçük bi atölye isterdim. kafama göre lamba falan yapıp, cam boyası, sabun ve mumla uğraşıp yaptığım şeyleri istediğim kalitede basabileceğim, istediğim gibi freehand (çarı öretince) photoshop falan kullanabileceğim bi bilgisayarı olan kartonlar camlar ve malzemelerle dolu bi oda. aklıma gelen şeyleri yapabileceğim boyalar ve daha bir sürü şeyle dolu bi oda.
hayatımdan çıkartmak istediğim şeyleri çıkartabilme gücünü ve kararlılığını bulmam neden bu kadar zor? neden hep bir umut var içimde beni kararlarımı uygulamaktan alıkoyacak bir mucize gerçekleşeceğine ve her şeyin eski güzel zamanlardakine döneceğine dair? Ve neden mariah carey nin bir şarkısını dinlemekteyim şu an biri bana bu soruların bir cevabını verebilir mi?
Pazartesi, Eylül 22, 2003
Salı, Eylül 16, 2003
hayır bi de seviorum sonuçta veletleri zaman geçirmekde istiorum. çok yorgun diilsem yabıorumda. geçen gün renkli kartoonlar ve şekilli makaslarla kitap ayraçları yaptık sonra beraber kitap okuduk, onlar biraz ilerlediler ki ayracı koymanın bi mantıı olsun.
dün meltemle vişneli muffin yabdık. ölem heyecanlanıo ki. güsel de oldu. ama ben yorgunsam hiç çekilmiorum zavallı çocuklar.
ayrıca o vişneli muffin de icat olunmuş mertlik bozulmuş.
paketi alıosun. 3 tane ayrı paket çıkıo içinden. birini döküp, içine iki yumurta yarım bardak sıvı yağ koyup karıştırıosun, öbür minik kek kalıplarına koyuosun, üstüne öbür paketten çıkan vişneli sosu koyuosun, piştikten sonra da 3. paketten çıkan ve benmari usuülü erittiin çikolatayla süslüosun. toplamda 25 dakka falan sürüo hepsi ki zaten 15 dakka pişio meret.
neymiş muffin yapmışım.
peeeh
dün meltemle vişneli muffin yabdık. ölem heyecanlanıo ki. güsel de oldu. ama ben yorgunsam hiç çekilmiorum zavallı çocuklar.
ayrıca o vişneli muffin de icat olunmuş mertlik bozulmuş.
paketi alıosun. 3 tane ayrı paket çıkıo içinden. birini döküp, içine iki yumurta yarım bardak sıvı yağ koyup karıştırıosun, öbür minik kek kalıplarına koyuosun, üstüne öbür paketten çıkan vişneli sosu koyuosun, piştikten sonra da 3. paketten çıkan ve benmari usuülü erittiin çikolatayla süslüosun. toplamda 25 dakka falan sürüo hepsi ki zaten 15 dakka pişio meret.
neymiş muffin yapmışım.
peeeh
çarı kesin okumuştur. ne düşünüo merak ediorum.
arıcam arıyamıorum kimseyi. evde oda başına minimum 2 kişi düşüo şu günlerde sadece 9 kişi olmamaıza ve mutfak ve banyo dahil 5 oda olmasına rağmen - abile benimkini bir saydım tabi bi de hol var altı diyelim- bu sayı pek değişmio çünkü oldukça mobil aletler olan çocuklar saniyede yer değiştirip tek kişilik mekanları cehenneme - tabi cennetede de zaman zaman- çevirebiliolar. e bundan kelli bendeniz de avşarla mesela mutfak tezgahının tepesinde tuvalette yada soğuk diilse balkondA konuşmaya çalışıp bunu yalnızken yapabilmeyi anca 3 dakkika kadar başarabiliorum çünkü yerim keşefediildii anda o telefon konuşmasından hayır gelimio. dün akşam telefonda konuşurken meltem geldi mesela avşar bi ara telefonda konuşurken maç seyretmek sorunda felan kaldı.
arıcam arıyamıorum kimseyi. evde oda başına minimum 2 kişi düşüo şu günlerde sadece 9 kişi olmamaıza ve mutfak ve banyo dahil 5 oda olmasına rağmen - abile benimkini bir saydım tabi bi de hol var altı diyelim- bu sayı pek değişmio çünkü oldukça mobil aletler olan çocuklar saniyede yer değiştirip tek kişilik mekanları cehenneme - tabi cennetede de zaman zaman- çevirebiliolar. e bundan kelli bendeniz de avşarla mesela mutfak tezgahının tepesinde tuvalette yada soğuk diilse balkondA konuşmaya çalışıp bunu yalnızken yapabilmeyi anca 3 dakkika kadar başarabiliorum çünkü yerim keşefediildii anda o telefon konuşmasından hayır gelimio. dün akşam telefonda konuşurken meltem geldi mesela avşar bi ara telefonda konuşurken maç seyretmek sorunda felan kaldı.
araştırmaaaaaaaaaaaaaaaaaaa
höppürürü höp höp cıbıdak cıbıdak cıbıdak cıbıdak
ayrıca paar akşam üstü 4 itibariyle başladıım heri potur u, 3 -4 saatlik bir ara vererek okuyarak sabah altıda bitirmeyi başadım. hoştu güseldi ama 4. kitap daha iiyidi. üzüldük, içimiz daraldı ergen buhranlarına ortak olduk herinin işalla sonraki kitapta farklı hislere ortak olurus hem o mutlu olur hem bis
höppürürü höp höp cıbıdak cıbıdak cıbıdak cıbıdak
ayrıca paar akşam üstü 4 itibariyle başladıım heri potur u, 3 -4 saatlik bir ara vererek okuyarak sabah altıda bitirmeyi başadım. hoştu güseldi ama 4. kitap daha iiyidi. üzüldük, içimiz daraldı ergen buhranlarına ortak olduk herinin işalla sonraki kitapta farklı hislere ortak olurus hem o mutlu olur hem bis
iki hafta önce sanırım radikal cumartesi de bağımsız film şirketleriyle ilgili bir yazıda biz de yer aldım -haliyle- ve arka kapakta fotoğrafımız çıktı ofisçe.
tolga akıncının kim olduğuna dair bu ani meraki o fotoğrafa möı bağlamalıyım bilmiyorum.
gerçi misafir odasına teşrif buyurup adını sanını söylemeden tolga akıncı kim! diye sorgu sual eyleyen arkadaş önce kim olduunu sölese daha mutlu olucam o ayrı.
neyse efendim beni ii tanıyanlar tolga akıncı kim bilio. tanımayıp soranlarsa önce kendilerinin kim olduunu sölesin diil mi ya?
tolga akıncının kim olduğuna dair bu ani meraki o fotoğrafa möı bağlamalıyım bilmiyorum.
gerçi misafir odasına teşrif buyurup adını sanını söylemeden tolga akıncı kim! diye sorgu sual eyleyen arkadaş önce kim olduunu sölese daha mutlu olucam o ayrı.
neyse efendim beni ii tanıyanlar tolga akıncı kim bilio. tanımayıp soranlarsa önce kendilerinin kim olduunu sölesin diil mi ya?
Çarşamba, Eylül 03, 2003
uzun bi aradan sonra üşünebilecek bir havanın vuku bulması şahane bi durum. yaşasın eylül ve en yakın arkadaşı sonbahar
yaşasın ardından gelmekte olan ekim ve yağmurlar
kahrolsun yaz sıcakları ve ter
kahrolsun uzun ve sıcak günler
yaşasın erken kararan hava ve sadece istediğin zaman haddinden fazla sıcaklayabilme opsiyonu
yaşasın ardından gelmekte olan ekim ve yağmurlar
kahrolsun yaz sıcakları ve ter
kahrolsun uzun ve sıcak günler
yaşasın erken kararan hava ve sadece istediğin zaman haddinden fazla sıcaklayabilme opsiyonu
Salı, Eylül 02, 2003
Çarşamba, Ağustos 27, 2003
Salı, Ağustos 26, 2003
Cuma, Ağustos 15, 2003
Salı, Ağustos 12, 2003
bir zamanlar bir ofiste çalışan depresif ama mutlu bir kız varmış. dönem dönem bu zavallı kızı çeşit çeşit afakanlar, depresif ataklar, iç daralmaları, ruh bulantıları efendime söliim can sıkıntıları ziyaret edermiş. hanım kısımıs bu davetsiz misafirlere saygıda hiç kusur etmez onları öyle güzel ağırlarmış birgele misafir bir daha gitmek istemez ama vakti gelip ayrılmak zorunda kalınca da kendi gibi pek çok arkadaşına bu hanım kızımızdan bahsedip arkadaşalarına hanım kızı ziyaret etmelerini tembih etmekten geri kalmazmış. Gel zaman git zaman ofiste çalışan depresyonun dağlarında koşturmaya, nevrotikliğin bayırlarında dolaşmaya ve paranoyayla koyun koyuna yatmaya alışkın kızımız bu misafirlerden sıkılıvermiiiiiş. gelenler hemencecik gitsinler peşlerinden de kimsecikleri getirmesinler ister olmuş. ne yapsam ne etsem diye düşünüp dururmuş. elinden de pek bir şey gelmiyormuş paranoid kişilik bozukluğu kızımızın. ne de olsa misafirperverlik ona genlerinden bulaşmış, böyle bir aile geleneğine ihanet edeceğine ölse daha iyiymiş. eski günleri düşünmüş. eski güzel günleri. misafirlerinin olduğunu kimsenin farkedemediği, bütün yorgunluğuna rağmen gülümseyip işine devam edebildiği o unutulmaz günleri. ama artık işler öyle değilmiş. bir misafir geldiği anda bunu herkes anlayabiliyormuş. bu aslında çok rahatlıcı bir şeymiş başlangıçta çünkü çevresi ona anlayış gösteriyormuş ama gğnler geçmiş ve çevresi de bu narin ama cilveli hanım kızın bitmek tükenmek bilmeyen misafirlerinden fenalık geçirir olmuş. onu her gün asık suratlı görmek, her ayın bi haftası depresif gezmesini seyretmek içlerini bayar olmuş. ve böylece anlayış küpü çevre sakinleri teker teker kendi hanelerine çekilmişler. ve misafirleriyle başbaşa hanım kızımız başladığı yerin az uzağında nereye gideceğini bilemez bir halde kala kalmış.
Cuma, Ağustos 08, 2003
dehşetle canım sıkılıo nası geçicek hiç bilmiorum. oysa dün gece iyiydim. konser güzeldi gece güzeldi. şimdi işteyim ve en baştaki hiç gelmeme isteğime rağmen işte iyi. ama sıkılıorum. gökçe akşam dişinden ameliyat olucak ona gidicem. kalasım var kalamıorum. her şey çok sevimsiz ve gereksiz sıkıldım. yoğun bir çekip gitme isteğiyle doluyum.
Çarşamba, Ağustos 06, 2003
odamdan bi srü şey attım gene. ortaokuldan kalma matematik ve geometri kitaplarımı mesela, almanca oldukları için kıyamıodum onlara. sonra üni birden kalma tarih notlarım. bi kısmına kıyamadım gerçi. odam bi gün bi şekilde biterse güsel olucak gibi ama şu an buna çok uzak. ayrıca bir malikaneden alınmış ve zorla evde tutuluyormuş gibi görünen mobilyalarımız var. yani ev bitti ama ben o mobilyalar yüzünden kendimi hala pek evde hissedemiorum ne yazık ki. ne bilim. başka birilerinin salonu o bizim değil.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)