Çarşamba, Kasım 20, 2002

senden başka hangi manyak hiç bitiremediği bir oyunu bir bitirme hırsı olmaksızın defalarca oynayıp çok sıkılabilir ve buna rağmen 3 saat boyunca aynı oyunu oynamaya devam edebilir bana bunu söyler misin?
ama şimdi ben o misafir odasını boşuna koymadım ki oraya kalbimi kırıosunuz. olmuo. hiç beklemesdim. çık çık çık.
ufacık bir renk, beklenmedik bir güzellik. ihtiyacım olan şey bu. ama yok işte.
o kadar sıkıcı ki her şey. her şey o kadar bildik ve bu yüzden o kadar acımasız ki. herşeyin sonu aynı. alışılıor her şeye. her şey zamanla anlamını yitiriyor. her şey silikleşiyor ve eriyip gidiyor. uzaklara gidenler gelse de bişi deişmior. artık silik, bitik ve gri. gri.

Salı, Kasım 19, 2002

sıradan kelimesinin içinde "sır" kelimesinin olması çok büyük bi tezat diil de ne?

Pazartesi, Kasım 18, 2002

cumartesi gecesi o kadar sıkıldım zaten çıkmakta olan uçuğuma 3 tane daha eklendi.
postlarımda gözle görülür bir kısalma var. sanırım hayatım kısırlaşmaya başladı. küçük şeylerin tanrısını okuorum. onları yazabilmek için neler yaşamış olmak gerek? depresyon, yaratıcı ruhların değişmez hastalığı. hangisinin hangisini tetiklediği belirsiz. çok görmek ve yaşamak depresyonu8 körüklüyor. çok okumak da öyle bence. çok okumak bi sürü olası sonuç sunuor insana ve ne kadar çok olasılık olursa o kadar belirsiz oluo hayat. ve belirsizlik bütün depresyonların anası. depresyon savaşılması imkansız düşman.
öyle bakımsızım ki yakında parçalarımı arkamda bırakarak yürümeye başlıycam.
bu gün dönem başından beri bütün derslerime girdimğim ikinci gün.

Pazar, Kasım 17, 2002

hayatımı baştan yaratasım var.
odamı dekore etmek istiyoruuuuuuuuuuuuuummmmmmmmmmmmmm
sınıfta sevimli insanlar var kabul ediorum. çağrının hastasıyım mesela. ama bazıları da var ki olmaz bu kadar dedirtio alenen enerji sömürüo!
fransızca sınıfımdan nefret ediorum

Cuma, Kasım 15, 2002

ayrıca evet ne var evdeyim ,olamaz mıyım yani. tamam cuma gecesiyse bana ne? ba-na ne!!! ben mutluyum böle. evet mutluyum. çok mutluyum. çok ço ç ...
bu gün beni polisiye film aratıp buldular. dedektif olomaya karar verdim
ınınınn bu gün filmimiz vizyona girdiiii!

Perşembe, Kasım 14, 2002

iş yeri nie böle souk yaaa? şimdi kombiyi yaksam, ısınıcas ama hava da güzel, zavallı ersana bi de kombi parası girmesin istiyorum. hem zaten yarım saat sonra gidicem, mum kursum başlıo bu gün, ileri mumcu kursu. hem o hem advantage kart of of bu hafta içemiycem galba
az önce tarihe geçtim. gandhi nin hayatını işlediimiz dersin hocası mail atıp derse gelmemi rica etmiş. of allaamm nolucak benim halim bööle yaaaaaa
ramazan die bi tane simitçi bulamadım ya of. ne ki bu ki? yani ben oruç tutmuorum. rejim yabıorum ve simit istiorum!!! nedir bu çile? nedir bu vurdumduymazlık, mari antuanetlik, simit bulamıyorsanız poğaça yiyincilik annamadım ki ben!

Çarşamba, Kasım 13, 2002

ınınınnnn burcu kaya aranınca da bulunuorum. ünüm ülke sınırlarını aştı. ayrıca spider solitaire denmiş ve gene bendeniz bulunmuşum.
bu gün bebek yokuşundna aşaa inerken tuğçeyi gördüm. 40 dakika kadra konuştuk. başta mutlu olmuştum ama sonradan çok tedirgin hissettim kendimi.
az önce ofiste dosya düzenledim, evrak ve yazı dosyaladım ve kütüphaneyi düzelttim. inanılmaz huzurluyum şu an. keşke hayatımı da böyle dosyalayıp toparlaybilsem hemencecik.
oley oley sınav geçti. hakkında hiç bişi bilmediim bi soruya vardı fear network model soruodu. kafamdan fearli ve network lü bi model uydurup yazdım. kaç puan alıcam o sorudan çok merak ediorum.

Salı, Kasım 12, 2002

şimdi çıkıcam, önce mutfaa toplıycam, sona odamı toplıycam. sona maske yabıcam yüzüme ve derse oturucam. ve herşey sakin ve yolunda ilerliycek.
olamiycak olani isteyip, hayal edip, olanla yasiyorum. kabulleniorum. ya hep ya hiç diyemiyorum. sonuçta tatminsiz ve anlamsiz seylerden hirsimi çikarttigim bir yasama sahibim.
sabah gene kalkamadim tabiki gecenin 4 üne kadar oturduum için. sonra kahvalti ettim, kahve içtim leziz çikolata likörü içtim ama gel gör ki bunlar beni toparliycaana, daha da mayistirip eve yapistirdi. peki nolucak? burcu evde kalip ders çalissin dienler parmak kaldirsin!!
sonunda başardıım!!! google da rotwein aratıldı ve ben bulundum. allaaamm çok mutluyum gözlerim yaşlarla dolu!
çarşamba sınavım var. dudağımı yemeyi bırakıp ders çalışmalıyım. belki de avşara sölediim yazıyı yazmalıyım. ya da yatıp uyumalıyım. naapmalıyım alllaaammmmm!

Pazartesi, Kasım 11, 2002

benim sitelere kaydolurken ve abuk mail gruplar için kullandıım bi mail adresim var. oraya sürekli şifre olarak uyuz olduum eski sefgililerimin adlarını ya da o dönem degajladıım çocuun ismini şifre yabıorum çok eeleniorum.
avşar önemli karar aldı. bana da üç vakte kadar çok mutlu olucaamı söledi. olucam mı acaba gerçekten?
hep imrenmiştim böle kave içip sona elma yienlere. bende yabdım az önce. ii halt ettim. midem bulanıo şu an öffff.
ööff amma uraştım beee! ama artıkın benim de bir misafir odam var çok mutluyum.
beni geçen gün yaratıcılık ve okul aratıp bulmuşlar hehehe gururum okşandı. bunu yazdım mı ki acaba?
anneee, sokaa çıkabilir miim? olmaz. nie ama yaa?? bak sokaa bakim senden başka çocuk var mı? ııı yok. tamam işte çıkamazsın o yüsden. ama anne yaa herkes senin gibi yabıosa tabi kimse olmas yaaa, bak ben çıkiim bölece dierleri de gelebilir? hadi bakiim odana dilinde pabuç kadar oldu hadi diorummm! ya ama anne ya uhuu yaaa!
bowling e gittik ailece. böle güsel bi top buldum kendime, parmak yerleri küçük, fazla aar olmıyan üstelik de kırmızı bi top. sona uyus bi karı gelip topu aldı az daha saç saça başbaşa birbirimize giricektik. sonuç olarak ben topu kaptırdım. ama o sinirle çat çat triple strike yabdım ki ondan önce ve sonra labutları sürekli ıskalamakla yetindim.
dün mecidiyeköyden eve gelene kadar arabada össye yeniden girip tıp okumaya karar verdim. sonra 6 sene die vazgeçip huku okuyim dedim. ama bi yandan da hastanede karismatik bi yeşil kıyafetle gezesim vardı. üstelik cübbeler de çok çirkin.
akşam bu saatlerde eve geldiinmde evde kimsenin olmamasını bööle çorba yabıb hazır onu hüpleterek bilgisayarın başında içmei seviyorum. keyifli bişi çok. ben bi de artık odam keyifli bi yert olsun istiorum. odamdaki şeyleri atiim istiotum, yeni şeylerim olsun istiorum. ama house invaders a başvuranm her üç aileden ikisinin söledii gibi "I need more storage". e yani? yanisi iki ucu boklu değnek yabıcak bişi yok. odamı boyasam diorum. içim açılsın istiorum ama çık renk boyamak istemiorum. yani ben napıcam bilmiorum. tanrım ben napıcam? nedir bu biri aşşaa dieri yukarı yüzen iki balık yüzünden çektiklerim? nedir bu yükselen ikizler in bana yabtıkları? yani bi insanın dengesiyle bu kadar oynanmaz k,i yazık bana da.

Cumartesi, Kasım 09, 2002

manikür yaptırdım ellerim kanıo die. şimdi aha çok acıo annamadım ki ben bişe.
kapanamadım gene ya of. benim boazım arıo, canım sıkkın ama mutlu gibiyim de napıcam bilmez bi halde. neden böleki ben annayamıorum kendimi. gene ne buldum kendimi sıkıcak? bilen var mı soruorum ey ahali!

Perşembe, Kasım 07, 2002

bi düğmem olsun basınca kapanıyım istiyorum robotenk gibi. ii de kapalıyken kendini geri nası açıcan? açamıycam. e o zaman nası olucak. olmaz olsun ne farkeder. belki de seni açması gereken zamanı anlıycak biri olur etrafta. belki. ama olmaz. sanmıyorum.
hayatımdan bi hafta kadar of yapmak istiorum. mümkün mü böle bişe?
fake psychopathology die aratmışlar ben çıkmışım. fake miim ben? fake olan sumru bi kere.

Salı, Kasım 05, 2002

wohoo sürekli lemony snicket aratıp beni buluolar çok eelenceli.
ayrıca haftaya çarşamba bi sınav olduunu yani aslında pazartesi günkü sınavın çarşambaya ertelendiğini -ki pazartesi bisınavın varlığından da habersizdim- cenazede öğrendim. bu bi işaret olarak kabul etmelimiyim acaba?
ben artık çok sıkıldım birilerinin sürkeli hastalanmasından, ölmesinden, sabahları kötü haberlerle uyanmaktan, cenazelere gitmekten. sakinleşse artık ortalık dhaa güzel olmıycka mı hayatım? bi de şu travesti gibi çıkan sesim düzelse.

Pazar, Kasım 03, 2002

bu gün de beni küçük onuru annatarak bulmuşlar. zavallı onur. bi gün ona taktıımız lakabın onu arabeskin taçsız prensiyle aynı kefeye koyucaanı bilseydi emninm üzülürdü.
boazım arıo. hasta olucam. odamdaki masadan kalan (hani kesmiştim ya masamı) kısmı da odamdan atmak istiyorum. odamdan bi sürü şey atmak istiorum. yataan tepesindeki koca dolaplar gitsin, masa gitsin. minimum eşya kalsın istiyorum. herlşey öle olsuın minimum olsun. bölece uğraşıcak, tozunu alıcak şeyler azalsın veya hiç olmasın istiyorum. hayatım da öle olsun istiyorum. ama nasıl odamdaki palyaçolar ve kitaplardan vazgeçemiyorsam, hayatımda da vazgeçemediğim şeyler var ve bu çok canımı sıkıyor.

Cuma, Kasım 01, 2002

tunç bana bu gün yüzünd hiç nur yok, çok mızık ve mızmız bakıosun dedi. şalını da sarmışsın, elinde kedin de olsa ta m eski istanbul madamlarına benziycen ama çoookk yaşlı olanlarına dedi. zaten beden yaşım da 34 çıktı gerzek bi derginin testinde uyuz oldum.
björk ü seviorum. çok feci seviorum. yane sesini sevorum ayrı böle mimiklerini bakışlarını falan da seviorum. kendimden başka biri olablmek için seçim şansım olsaydı björk olmak isterdim. bi de belki gökçenin kedisi.
bu gün cuma. v soğuk. ben hiç cuma gibi hissettmiyorum. ayrıca kendimi sebebi olmayan bunalımlara sokmaktaki ustalığımı da yerden yere vurmak istiyorum. neden yani? NE SEBEBİ VAR! hiç bi sebebi yok. ölesine şu an hpek çom şeyden nefret ediyorum. gözlerim ters dönmüş gibi. bengi burayı okuo olsaydı endişelenirdi sanırım.
ppek verimliyim bi sürü iş hallettim iş yerinde oley!
herkesin sitesi görünüo baktım benimkinin yerinde beyaz bi sayfa var imdaatttt

Perşembe, Ekim 31, 2002

işte böyle bi akşam üstü rastlamak istiyorum sana. bana bak, beni gör ve geniş geniş gülümse istiyorum. neden ve nasıl karşıma çıktığının bi önemi olmasın, sadece birbirimizi gördüğümüze çok sevinelim. ikimizde şaşıralım. sonra gidip bi kahve içelim benim yağmur yağarken oturup kitap okuduğum o kafede. bana anlat, anlat, anlat ve ben dinlerken seni, sesinin tınısına kapılıp benliğimden sıyrılıyım, sadece sesini dinlediğim için söylediklerini kaçırıyım. bunu farket, konuşurken heyecanlanıp salladığın ve sağa sola savurduğun ellerini masanın üstüne koy, gözlerime bak, ellerimi tut ve bana gülümse. kimsin diye sormıyım. kimsin diye sorma. sonra kalkıp gidelim o masadan ve hayatlarımızdan, birbirimizi sonsuza dek bir daha hiç görmeyelim.
akşam üstü işten çıktım, abimle buluşmak için milli reasürans çarşısına doru yürüodum yokuştan yukarı. havada çok güzel bi tat vardı. hava çok lezzetliydi. kararmıştı her yer. tatlı bir soğuk vardı, nefes alırken tazeleniyordu içim. evlerden taşan ve farlardan kaçıp oynaşan portakal renkli ışıklar ve ekmek almışl eve dönen insanlar vardı. ben yukarı yürüyordum sakince, herkes belli belirsiz bir telaşla kaplıydı. çok lezzetliydi hava. derin derin kokladım onu.
ellerimin bu kadar üşümesi tesadüf olamaz. bütün bu işaretler bana bişi anlatmaya çalışıyorlar ama ne?
ellerimin bu kadar üşümesi tesadüf olamaz. bütün bu işaretler bana bişi anlatmaya çalışıyorlar ama ne?
uzun zamandır bu kadar belim ağrımamıştı. hemen yağmur falan yağsın ve mantıklı bi açıklaması olsun bu durumun.
ersanın annesi o kadar muhteşem bi kek yapmış ki. dün fırını ve evi yemeye çalışan bi elmalı tart yaptıktan ve tadının kötü pişmiş bi omlete benzediğini gördükten sonra, böyle lesis bişi yemek mutlu bir ürpertiyle donatıyor bedenimi.
ilk filmimiz, yeni baslayanlar için italyanca, 15 kasimda vizyona girio. çok nefiz bi film. mutlaka seredmeli herkez. ööle güselki, sevin onu, mincirin. hüp die içinize çekin.

Salı, Ekim 29, 2002

400 kişiyi geçmiş sitemeter ım nefiz. ayrıca biri de beni mıncır aratıp bulmuş çok komik.
karanlık odaya girdik bu gün. film banyo ettim, kart bastım. özlemişim. ama sanırım artık klüp insanlarının kartlarını çalmaya bi son versem fena olmıycak.

Pazar, Ekim 27, 2002

ben tirmik.blogspot.com daki oynaşan palyançodan istiorum şiddetle.
evinde küveti olan biri bana bi saatline küvetini ödünç verebilir mi?
bi de bide ellerimde sihirli güçler olsun, büyü yapabiliim istiorum. buffy deki willow gibi bile olsa olur. cadı olmak istiorum annıo musun beni haaa. annıo musun? e daha geçen gün tanrıyım diodun nooldu? o iş başka bu iş başka. e ii de tanrıysan cadı yapsana kendini. sus çarparım, tanrıya küfretme. eciş bücüş olursun. hadi len. bak kafamı kızdırma. al sana rııooorrrrrrgghhkkkkksksskskskksskskkhhjjkk! heheh nese sinirim senden aldım pis tosbaa.
bi de çok lezzetli görünen, muhteşem kokan, muhtemelen, böle ışıltılı buğulu, kırmızı renkte bi iksir keşfetmek istiorum. böle gören, kokusunu alan ya da varlığını herhangi bi şekilde hisseden biri onu içmeden rahat huzur bulmasın istiorum. taıd öle nefiz olsun ki, patlayana kadar içsin, içsin, içsin istiorum. sona da patlayıp ölsün. onunda adı pik olsun istiorum.
högülgür de olabilir bilemiorum.
ben böle elimde tutabiliceem, ufacık, böle pıkı pıkı die ses çıkartan, sürekli oynanabilitesi olan, teneke olmıyan, ama yumuşakta olmıan, böle parlak olan ama yaldızlı olmıan, böle nefiz eelenceli bi oyuncak icat edmek ve adını da içinde g harfi olan bi şey koymak istiyorum. mesela hingilgeç gibi bişe olsun istiorum. evet bunu istiyorum.
çok güsel bi palyanço aldııımm. mor kıyafetli böölee. sarı saçlı. dehşet bi burnu var. kolları bacakları oynuo. nefis. canım palyançom benim.
patik olayının hastasııyım. çetik ve patik olarak bacıklı ve bacıksız olmak üzere iki çeşidi olduuunu iddaa edio bazıları ama bence hepsi patik işte. o kadar. bi sürü patiim var. en çok böler motif motif olup da sonadan birleştirilmiş olanı seviyorum. bi sürü renk ve modelde patiim var. giyiorum ayaama. oohhh . mis gibi yumuşacık sıcacık. ayacıklarım canlarım ısındınıs di miii! sizi gidi köftehorlar. patik! bayiilerden ısrarla isteyiniz.
metroda mahsur kaldım. el atan kro dövdüm. maratondan nefret ettim. evet bu gün bunları yaptım
uyuu uyuuu. bu gün bi bünye fransızcaya kaç saa dayanabilir ki yi test edip onayladın. uyu artık uyuuuu.
sefa yabdım bu akjam. kahve yabdım. çikolata likörü koydum yanıma. bilgisayar oynadım. dün gece beli kilitlendii için hastaneye acile götürülen sevgili babamın horultularını gerçekten feyz alarak dinledim. evde uyuyor ve iyi diye düşünerek. sona bi baktım saat 1 olmuş yuh yani, yarın fransızca kursum var. kafamad apatlıycak uıyumazsam.
bu hafta aranan sözcükler: efsun (en eski arkadaşımın adı), 5. element müzikleri, ve "akalp" her ne ise kendisi.

Perşembe, Ekim 24, 2002

insan ne kadar alakasız şeylerin farkına ne kadar alakasız olaylar sayesinde varıyor. komik.

Çarşamba, Ekim 23, 2002

hangis daha kötü bilmiyorum. böyle beklemek mi. ani bi telefonla herşeyin bittiğini öğrenmek mi.
bu çok kötü bişi. daha ölmedi. ama ölmek üzere. annemler yetişebilecekler mi meçhul. orda çok iyi bildiğim, sevdiğim o evde, yatıyor kendini bilmez bir halde. artık son çok yakın. her telefon, onun habercisi gibi. bunu bilmek, bu kadar yakında olduğunu, beklemek zamanını, bi yandan hiç olmasın istemek, bir yandan da gelmesi için ve işkencenin bitmesi için dua etmek. ananemle teyzeanenemin hep söyledii bişi vardı ölüm söz konusu olduğunda " iki gün yatak, üçüncü gün toprak, allah çektirmesin". anenem istedii gibi öldü.annemler son bi kez görmek için yetişemediler. umarım teyzeananemde öyle olur.
ufakken ananem ve teyzeananemle beraber misafirlie gitmiştik. musa amcaların karısına. adamı öldürdüler sona, kızı kocaya kaçtı falan bişiler. orda ikisi de çay içtikten sonra, çay kaşıklarını bardağın üstüne koymuşlardı. böyle yatay bi şekilde. daha fazla çay istemiyorum demekmiş. ilk defa o zaman görmüştüm öyle bi hareket.
yaşadı sonuçta. bi sürü çocuk, bi sürü torun. kardeşlerin en büyüğü ama en uzun o yaşadı. torunlarının çocuklarını görecek kadar yaşadı. çok ağladı, çok güldü, çok sevd, sevildi, nefret etti ve nefret edildi. bana örgü örmeyi ananemle beraber o öğretti. salihlideki evlerine gittiğimizde çok mutlu olurdum. mutfakta bize yemekten önce gizli gizli yemek yedirirdi. seviyoruz die abime köfte patates, bana da yaprak dolması yapardı hep. evi o kadar temizdiki, o kadar huzur kokardı ki. başında beyaz tülbentin üstüne örttüğü açık renkte başının iki yanından aşağı salınan baş örtüsü, bembeyaz saçları, bembeyaz yumyuşacık yanaklarıyla o kadar huzur kokardı ki. yumuşacık. sarıldığımda içinde kaybolacağımı sanacağım kadar yumuşak. ama bi şeylere kızdığında inanılmaz sert. saçlarımı okşaması, karnım ağrıdığında göbeğin kaçmış diye karnımı ovalaması. başım ağrıdığında beni karşısına alıp, başımı okşayarak dua okuması, ve bunun geçireceğine inanması. sondan bi önce köye gittiğimde, bana ördüğü siyah yelek, kocaman olan anneme bile büyük gelen o siyah yelek. annanem yok, babanem daha önce bırakıp gitti. şimdi beni dualarıyla iyileştirebileceğine inanan, sırtım üşümesin diye bana yelek ören, yumuşak ve çocukluğum gibi kokan son insan da gidiyor hayatımdan. çok mutsuzum.

Salı, Ekim 22, 2002

rıbırınırınırınırınırnrınrın
hayatımla ilgili çok önemli bir karar aldım. hem mutluyum. hem korkuyorum. önemli bi şeyden vazgeçmenin hüznü var içimde. ama yapmak zorundayım.
acaba kendimi tanrı ilan ettim die aşırı dinci örgütler blogımı bombalar mı?
bi de şeyi merak ettim tam şu anda. acaba ben böle ifşa edinc şurdan okuyan var, burdan bulan var diye, okuyan insannar gerilio mu? gerilio musunus? hayır canım ne alakası var. nye gerilelim. kim olduğumuzu bilmiosun ki. hem bilsen nolur ki. gerilmiosunuz yani? hayır katiyen. dışın dışın. ölün o zaman. peki.
lemony snicket yada talihsiz olaylar dizisini arayanlar beni buluolar. ama annamadıım şey şu, ben de aradım geçen google da. aradım alenen. sayfalarca sonuç çıktı. çot çot baktım en az 30 sayfaya ben yokum? yani 180 inci sayfada varsam bakmadım ama yani bu insannar beni nası hemen buluolar bakın işte bu çok ilginç. acaba tanrısal bir ıyunla insanların başına gelen talihsiz olay olmak üzere mi görevlendirildim. belki de bu blogın ve varlığımın amacı, insanlara talihsiz mesajlar vermek. belki de ben meryem anayım. ya da ben ben belkide son peygamberşim. evet !!! sonunda hayat amacımı buldum. tanrıyım olm ben. alenen ortada işte. nerden baksan tanrıyım be. heyt bee. yiieeeeeeyyyttttttttt! var mı bana yan bakan! tanrıyım, çarparım!
bi bahçeşehir üniversitei serverından bi de ankara üni serverından bağlandığından şüphelendiim iki kişi var siteye. acebaa kimlerr.. ayayay çok heycannaı, yoksa şehirler arası bir üne doğru mu koşuyorum?
her geçen gün yeni bir acı kucaklıorum narin bedenimi. bu gün de hepatit oldum diye aratıp bulmuşlarım blog ımı. hey gidi heeyy. sen hepatitlerle buluncak adammıydın burcu beee. yürü beee.
aa çok ilginç. sumru beni kendini arayan diye yapmış blog ında. ınının. vay anasını. alenen arıyorum demek kendimi.
yeni bloglar açılıyor. her gün yeni bi dost eklenior aramıza mirim. ne kadar hoş değil mi? hoş elbette. bir de kelebek diyebileğim bir sevgilim olsa hayat bayram olsa. olmaz öyle şey hüsnü can. hüsnü can çarparım. neymiş biri asabiymiş sitelerin öbürü unutkan mış. memento yapsaymış daha güsel olcak mış. neymiş. uyus avşar. evet? EVET!

Pazartesi, Ekim 21, 2002

dizim kilitlenio. tuzlu bişiler yemek istiorum. en iyisi gidip bebeklerle oynıyım.
çok komik. beni etimekli tatlı ve çirkin oda resimleri aratıp bulmuşlar. geçen gün de lemony snicket aratıp bulmuşlardı.
uykum var benim. saat on bile diil. sıkıcıyım bu günlerde. mızmızım. bu gün uzun zaman sonra bütün derslerime girdim. gandhi nin karısıyla ,lgili bi sergiyi düenleme görevi aldım. bazen acaba tarih mi okumalıydım diyorum. ya da başka bişi. başka biri ya da başka herhangi bişi olmak istiorum kendimden başka. varlığımdan başka bi varlığa dönüşmek istiyorum. sıkıcıyım çok.

Perşembe, Ekim 17, 2002

bi de bazen hayat benim olacağını düşündüğüm kadar çekilmez ve uyuz olmuyor. belki de abartıyorum bazen. şimdi bu basit bi cümle gibi görünebilir. ama değil. bunu kabullenebilmek zordu.
bizim ofis genelde dışardan daha serin oluyo. kavurucu yaz günlerimi burada geçirdiğim için çok mutluydum. ama şimdi havalar soğudu ve üşüyorum. aslında bunu seviyorum. üşümeyi, üşüyüp giyinince mayışmayı, battaniyeye sarınıp kestirmeyi, yağmurda ıslanmayı, bere takmayı, havanın depresyon rengini, kış yalnızlığını, kahve içmeyi kalorifere yapışıp, burnumun üşümesini ve ellerimi birbirine sürtüp sonra elimle burnumu örterek burnumu ısıtmayı, atkılarımı, berelerimi, şallarımı, örgü örmeyi, her sene bi de burunluk örsem iyi olucak diye geyik yapmayı. kış geliyor! evet. güzel bişi bu.
ama bi de mesela şey tehlikesi var. yeni bir el dağıtır spider solitaire, m ye basarsın ama hiç bir olası hamle yoktur. hiç bi kart yanıp sönmez.

Çarşamba, Ekim 16, 2002

yarın mum atölyesine gidicem.ve mum yapıcam.
ya da hata yapınca mesela undo yapabilmek.
tıpkı spider solitaire de m harfine basınca yapılabilicek hareketleri görebilmem gibi hayatım içinde öyle bi tuş olsun ve basıp possible move ları görebiliyim net bi şekilde istiyorum. ve beğenmeyince ya da bitince hareketler d harfine basıp yani bir sıra ile şansımı denemek istiyorum
gandhi çok garip bi adammış yahu.
yani sadece huzur istiyoken ve başkaca büyük hiç bi hedefim yokken bunu elde etmeye bu kadar uzak oluşum nasıl açıklanabilir hiç bilmiyorum.

Pazar, Ekim 13, 2002

survey yabdım kendime, mental health ime ve control of temper ıma on üstünden 5 almışım. korkunç heheheh.
ayrıca friendtest i mi yapan ve isimlerini bilmediim insanlar var. çatlıycam.