Pazartesi, Ağustos 01, 2005
Çarşamba, Temmuz 27, 2005
yeni link var yanda sayın okur. sabancı üniversitesinin en yakışıklı, en çekici ve bir o kadar da kahraman asistanı sayın ırmak sirer başarılarıyla göz doldurduğu blog hayatına tam gaz devam ediyor madem, ben de sizleri ondan mahrum etmiyeyim dedim. kendisi kişiliğine ve cazibesine uygun bir link olan homme fatal ile yanda yerini almış bulunmaktadır. ailecek beğenerek izlemenizi temenni ediorum.
ben ucuucuna iş yetiştirmeye alışmışım çok. başımı kaşıycak vaktim olmamasına. yorgunluktan her yanım sızladığı için uyuyamamaya. bozuyor beni bu durum. minik yeşil cinler beynime parmak atıp oramı buramı ellemekteler. kovamıyorum onları çok sıcak. gitsinler az ötede tepişsinler istiorum. bunu biliorus diolar, sonra bıyık altından gülüp dikenli tabanlarıyla kafamda zıplamaya boğuşmaya devam ediyorlar.
yaz bitsin gitsin artık lütfen. sadece bir ay kaldı evet ama dayanamıyorum artık bu tekdüzeliğe, bu saçma durgunluğa. her günüm birbirinin aynısı. ütü yapıyor ev temizliyorum. arada sevdiceğimle buluşup kendime geliorum ve fakat sayın etyen daha ne kadar dayanabilir bu gün ne yaptın sorularına aldığı sıkıcı cevaplara? yaz tedavülden kaldırılsın istiyorum ben. mayıstan eylüle geçilsin hop die.
uzun yolları özledim. otobüste herkes uyurken, kulağımda müzikle camdan dışarıyı seyrettiğim, kafamdaki düşüncelerin ve anıların sırayla resmi geçit yaptığı, sonra hebsinin birlikte gecenin ilerleyen saatlerinde kendilerini alkole vurup bağırarak ve şımarık şımarık konuşmalarını özledim.
bu hissi yoldan başka hiç bir şey veremez insana. o kalabalığın içindeki mutlak yalnızlığı, hiç bir şey yapamıyor olmayı, her şeyinizin aslında hiç tanımadığınız bir adamın elinde olduğunu bilme hissini.
bu hissi yoldan başka hiç bir şey veremez insana. o kalabalığın içindeki mutlak yalnızlığı, hiç bir şey yapamıyor olmayı, her şeyinizin aslında hiç tanımadığınız bir adamın elinde olduğunu bilme hissini.
Cuma, Temmuz 01, 2005
günlerdir hiç bişe yazmıorum. ayıb bana. ama çok sıkılmıştım bilgisayar başında mıdırdanmaktan. gerçi bilgisayar başında mıdırdanmaya devam ettim ama sevgiliyle konuşmak, efendime söliim arkadaşlara dalaşmak, neopets oynamak gibi bir takım eğlenceli işler içindi. arada blog da ders modlu uğraşmak istenmeyen aktivitiler arasına karışıp güme gitti ama olsun. bizim onla böyle bi ilişkimiz var.
araya giren zaman bir şey değiştirmiyor.
araya giren zaman bir şey değiştirmiyor.
Cuma, Haziran 10, 2005
Salı, Haziran 07, 2005
Cumartesi, Haziran 04, 2005
filiz akın ve ediz hun bir gün bir çay bahçesine gitmişler. saatlerce muhabbet eyleyip şarkılar söylemişler. rakı içip şarap içip sallanmışlar. zevk-ü sefa alemlerinde kaybolmuşlar.
sonra biradan bi çocuk çıkmış, amca sizi çok sevdim size anne diyebilir miyim demiş. herkes onu alkışlamış. adını tuğçe koymuşlar.
sonra biradan bi çocuk çıkmış, amca sizi çok sevdim size anne diyebilir miyim demiş. herkes onu alkışlamış. adını tuğçe koymuşlar.
güneş bu ara çok arsızsın sen. birileriyle iş birliği içindesin bana bi oyunlar oynuosun farkındayım. yok inkar etme biliorum. nedir o ööle akşam üstü üstüme gelmeler, gözlerimi kaçırınca gözüme girmeler?
ha şikayetçi değilim ayrı. ama şu kadar yıllık mazimiz var yakışıo mu böle numaralar? alenen söle şekerim ne istediğini diy mi ya?
ha şikayetçi değilim ayrı. ama şu kadar yıllık mazimiz var yakışıo mu böle numaralar? alenen söle şekerim ne istediğini diy mi ya?
Salı, Mayıs 31, 2005
Pazartesi, Mayıs 30, 2005
rot turizm gururla sunar;
huzurlarınızda önümüzdeki 18 günün ödev programı
30 mayıs pazartesi- yaşlılarda flashbulb memory makalesinin reviewsunun yazılması ve hemen ardından developing mind sorularının çıkartılması
3 haziran cuma - developmental sınavının gerçekleştirilmesi ve ardından eating disorder body dissatisfaction ve memory bias şeytan üçgenin ikinci draftının törenle teslimi
6 haziran pazartesi- research take home ödevinin alınması ve ardından cognitive review makalesinin teslimi
10 haziran cuma- sağır çocuklarda dil gelişimi konulu ödevin vatana millete hayırlı olmasının ardından, take home denen zımbırtının emin ellere verilmesi
11 haziran cumartesi- data kodlanması da bitirilmiş 144 kişilik deney dıbırının analizlerini yapılıp yüce makamlara gönderilmesi
13 haziran pazartesi - cumartesi den beri devam eden analiz şenliklerinin son ayağı olan son göz atma ek dersine gidiş ve ardından tez savunması dinletisi
15 haziran çarşamba - ailenin yeme bozukluklarının gelişimine etkisi konulu makalenin printerdan çıkışını izleme
17 haziran cuma - mcq nun türkçeleştirilmiş hali makalesinin yayıma hazır hale getirilmesinin ardından eve gelip bayılma
huzurlarınızda önümüzdeki 18 günün ödev programı
30 mayıs pazartesi- yaşlılarda flashbulb memory makalesinin reviewsunun yazılması ve hemen ardından developing mind sorularının çıkartılması
3 haziran cuma - developmental sınavının gerçekleştirilmesi ve ardından eating disorder body dissatisfaction ve memory bias şeytan üçgenin ikinci draftının törenle teslimi
6 haziran pazartesi- research take home ödevinin alınması ve ardından cognitive review makalesinin teslimi
10 haziran cuma- sağır çocuklarda dil gelişimi konulu ödevin vatana millete hayırlı olmasının ardından, take home denen zımbırtının emin ellere verilmesi
11 haziran cumartesi- data kodlanması da bitirilmiş 144 kişilik deney dıbırının analizlerini yapılıp yüce makamlara gönderilmesi
13 haziran pazartesi - cumartesi den beri devam eden analiz şenliklerinin son ayağı olan son göz atma ek dersine gidiş ve ardından tez savunması dinletisi
15 haziran çarşamba - ailenin yeme bozukluklarının gelişimine etkisi konulu makalenin printerdan çıkışını izleme
17 haziran cuma - mcq nun türkçeleştirilmiş hali makalesinin yayıma hazır hale getirilmesinin ardından eve gelip bayılma
Dün bundan 3 sene önce blog yazmaya başladığım zamanlardaki postlarımı okudum. hazirandan ekim sonuna kadar. o dönemimi çok net hatırlıorum aslında ama kendi ağzımdan okumak bi tuhaf yaptı.
çok ürkmüş, yaralanmış, tek hedefi stabil kalmak olan, sınırları seçici geçirgen, kendini yormaktan acıtmaktan bir nebze de olsa zevk alan, mutlu olmaktan kaçan...
sonra yavaş yavaş bırakmışım bazı şeyleri ama kafamda patlamışlar sırayla hepsi. yine de dönmemişim ama.
şimdi bakıyorum neler değişti diye. daha cesurum. koyvermiyorum kendimi. eski deli cesaretim yok tabi bi daha da olmıycak muhtemelen ama daha iyi durumda olduğumu söyleyebilirim sanırım.
eskiden insanları çemberlerden dışarı kovmak için tetikte beklerdim bi de. artık beklemiyorum. ama eskiden en iç çemberdeki insanların hatalarını görmezden gelirdim, artık çemberden atmakta tereddüt etmiyorum.
şimdi sabah sabah ne gerek var aslında bunlara ama. yazmış bulundum işte.
çok ürkmüş, yaralanmış, tek hedefi stabil kalmak olan, sınırları seçici geçirgen, kendini yormaktan acıtmaktan bir nebze de olsa zevk alan, mutlu olmaktan kaçan...
sonra yavaş yavaş bırakmışım bazı şeyleri ama kafamda patlamışlar sırayla hepsi. yine de dönmemişim ama.
şimdi bakıyorum neler değişti diye. daha cesurum. koyvermiyorum kendimi. eski deli cesaretim yok tabi bi daha da olmıycak muhtemelen ama daha iyi durumda olduğumu söyleyebilirim sanırım.
eskiden insanları çemberlerden dışarı kovmak için tetikte beklerdim bi de. artık beklemiyorum. ama eskiden en iç çemberdeki insanların hatalarını görmezden gelirdim, artık çemberden atmakta tereddüt etmiyorum.
şimdi sabah sabah ne gerek var aslında bunlara ama. yazmış bulundum işte.
Pazar, Mayıs 29, 2005
yaklaşık beş dakika kadar sonra yan tarafa linkini ekleyeceğim şahane bir blogdan bahsedeceğim sana ey okur. bu blog pek zatı muhterem hippie arkadaşımızın blogu hippiethat.
bence gidin görn mutlaka.
çünkü pek sevgili hippie muhteşem fotoğrafları ve şiirsel dip notlarıyla kalbimi kazandı.
büfok günlerimi hatırladım.
nostalgia.
bence gidin görn mutlaka.
çünkü pek sevgili hippie muhteşem fotoğrafları ve şiirsel dip notlarıyla kalbimi kazandı.
büfok günlerimi hatırladım.
nostalgia.
diyelim ki çok içinizde kalmış bir şey var. diyelim ki elinize bir fırsat geçti bunu yerine getirebilmek için. diyelim ki bir yandan yapmak istiyorsunuz çok, ama diğer yandan da yaparsanız bunca zaman boyunca bu olayı gözünüzde büyütmüş olduğunuzu anlamaktan korkuyorsunuz. ne yapardınız? risk alır mıydınız?
haydi bakalım. size ödev. bulun böyle bi şey.
bi de bence risk almaya kesinlikle değer böyle şeyler.
haydi bakalım. size ödev. bulun böyle bi şey.
bi de bence risk almaya kesinlikle değer böyle şeyler.
Salı, Mayıs 24, 2005
ben bu without a trace miş cold case miş, efendime söliim csı new york muş, law and order specail unit miş böle dizileri çok seviyorum. ve hatta o dereceki yurt dışındaki abilerim ablalarım beni doktora programlarına kabul etmezlerse adli tıp a doktoraya başvurmayı düşünüyorum.
amma velakin aklıma şöle bi şe geliyor son bir kaç haftadır csı new yrok serederkene:
şimdi karizmatik eski denizcimiz ve lüle saçlı serin güzelimiz bi sürü olayı çözüyorlar sürekli öle ottan çöpten çılgın delillerle ya, yani bu dizileri herkesler seyredio sonuçta, o zaman yani potansiyel suçlulara do/don't do listesi de vermiş olmuyorlar mı bir yandan?
ben suç işliycek olsam şahsen bu saatten sona ne yapmamam gerektiğini biliyorum.
diymi efendim?
amma velakin aklıma şöle bi şe geliyor son bir kaç haftadır csı new yrok serederkene:
şimdi karizmatik eski denizcimiz ve lüle saçlı serin güzelimiz bi sürü olayı çözüyorlar sürekli öle ottan çöpten çılgın delillerle ya, yani bu dizileri herkesler seyredio sonuçta, o zaman yani potansiyel suçlulara do/don't do listesi de vermiş olmuyorlar mı bir yandan?
ben suç işliycek olsam şahsen bu saatten sona ne yapmamam gerektiğini biliyorum.
diymi efendim?
Perşembe, Mart 31, 2005
ne zaman bizim birinci kız yurduna girsem tuvalete gitmek için geriliorum. sanki bana -ve yurtta kalmayan diğer bütün kızlara kapalı- buram buram östrojen kokan, bi çeşit gizli örgüt, delikanlı kızlar meclisi, yatılı kız mafyası tadında bir güruhun gizli inine giriyormuşum gibi geliyor. sanki en ufak bi yamuk yabsam, birine yan gözle baksam, beni o koca binanın tenha bir köşesine çekip canıma okuycaklarmış gibi hissediyorum.
cerene söyledim geçen gün, o da öyle hissediyormuş.
cerene söyledim geçen gün, o da öyle hissediyormuş.
Cumartesi, Mart 05, 2005
AUGEN IN DER GROSSSTADT
wenn du zur arbeit gehst am frühen morgen, wenn du am bahnhof stehst mit deinen sorgen: da zeigt die stadt dir asphaltglatt im menschentrichter millionen gesichter: zwei fremde augen, ein kurzer blick, die braue, pupillen, die lider -
was war das? vielleicht dein lebensglück... vorbei, verweht, nie wieder.
du gehst die straße lang auf tausend straßen; du siehst auf deinem gang, die dich vergaßen.
ein auge winkt, die seele klingt du hast's gefunden, nur für sekunden...
zwei fremde augen, ein kurzer blick, die braue, pupillen, die lider -
was war das? kein mensch dreht die zeit zurück...
vorbei, verweht, nie wieder.
du mußt auf deinem gang durch städte wandern; siehst einen pulsschlag lang den fremden andern. es kann ein feind sein, es kann ein freund sein, es kann im kampfe dein genosse sein. er sieht hinüber und zieht vorüber ...
zwei fremde augen, ein kurzer blick, die braue, pupillen, die lider -
was war das?
von der großen menschheit ein stück!
vorbei, verweht, nie wieder.
wenn du zur arbeit gehst am frühen morgen, wenn du am bahnhof stehst mit deinen sorgen: da zeigt die stadt dir asphaltglatt im menschentrichter millionen gesichter: zwei fremde augen, ein kurzer blick, die braue, pupillen, die lider -
was war das? vielleicht dein lebensglück... vorbei, verweht, nie wieder.
du gehst die straße lang auf tausend straßen; du siehst auf deinem gang, die dich vergaßen.
ein auge winkt, die seele klingt du hast's gefunden, nur für sekunden...
zwei fremde augen, ein kurzer blick, die braue, pupillen, die lider -
was war das? kein mensch dreht die zeit zurück...
vorbei, verweht, nie wieder.
du mußt auf deinem gang durch städte wandern; siehst einen pulsschlag lang den fremden andern. es kann ein feind sein, es kann ein freund sein, es kann im kampfe dein genosse sein. er sieht hinüber und zieht vorüber ...
zwei fremde augen, ein kurzer blick, die braue, pupillen, die lider -
was war das?
von der großen menschheit ein stück!
vorbei, verweht, nie wieder.
Perşembe, Mart 03, 2005
Pazar, Şubat 06, 2005
gene güsel bir haftasonunun ardından karşınızdayoım sayın seyirciler.
perşembe gübü playstation oynayıp adam döverek veya dövemeyerek vandal güdülerini avşar ve ırmak beyler eşliğinde dizginleyen bendeniz, cuma günü sanatsal çalışmalara ağırlık verdim. gündüz saatlerinde nil hanım avşar ve ırmak beyler eşliğinde dünyanın ilk insanlı stop motion ını çeken ekibimiz, akşam saatlerinde bir takım başka türlü türlü insanların da katılımıyla kendisini gösteri sanatlarına vurdu ve kah orada kah burada dansederek mest oldu. cumartesi günü yatılı kız rüştiyesinden biricik arkadaşım deniz hanımla kahvaltı dedikodu ve düğün alışverşi üçgeniyle başladı. ardından önce avşar ardından da ırmak beyin katılımlarıyla kahve içilerek devam etti. Uzun münazaralardan sonra haneme teşrif etmeye karar veren avşar ve ırmak beyleri güsel kazağıyla nil hanım takip etti. yenen yemeğin ve izlenen kötü dizilerin ardından kendini kumara vuran bu dört kişi zaferlerini ve yenilgilerini tekila içerek taçlandırdılar.
en çok ben yendiiim en çok ben yendiiimm hohoho
perşembe gübü playstation oynayıp adam döverek veya dövemeyerek vandal güdülerini avşar ve ırmak beyler eşliğinde dizginleyen bendeniz, cuma günü sanatsal çalışmalara ağırlık verdim. gündüz saatlerinde nil hanım avşar ve ırmak beyler eşliğinde dünyanın ilk insanlı stop motion ını çeken ekibimiz, akşam saatlerinde bir takım başka türlü türlü insanların da katılımıyla kendisini gösteri sanatlarına vurdu ve kah orada kah burada dansederek mest oldu. cumartesi günü yatılı kız rüştiyesinden biricik arkadaşım deniz hanımla kahvaltı dedikodu ve düğün alışverşi üçgeniyle başladı. ardından önce avşar ardından da ırmak beyin katılımlarıyla kahve içilerek devam etti. Uzun münazaralardan sonra haneme teşrif etmeye karar veren avşar ve ırmak beyleri güsel kazağıyla nil hanım takip etti. yenen yemeğin ve izlenen kötü dizilerin ardından kendini kumara vuran bu dört kişi zaferlerini ve yenilgilerini tekila içerek taçlandırdılar.
en çok ben yendiiim en çok ben yendiiimm hohoho
Pazartesi, Ocak 31, 2005
www.kardesinisec.com
lütfen gidin bi bakın. en azından depresif anlarınızda kendinizi kime ne faydam dokunuyor diye ezemezsiniz. bi çocuk sayenizde gülümser belki. gidin bakın tamam mı. lütfen.
lütfen gidin bi bakın. en azından depresif anlarınızda kendinizi kime ne faydam dokunuyor diye ezemezsiniz. bi çocuk sayenizde gülümser belki. gidin bakın tamam mı. lütfen.
Pazar, Ocak 30, 2005
Cumartesi, Ocak 29, 2005
bazen geçmiş öyle beklenmedik anlarda çıkıyor ki karşımıza. sabah erken saatlerde tek başına yapılan bir vapuır yolculuğu, havanın rengi kokusu, boş sıralar, denizin sakinliği hafif esen rüzgar, yüzüne çarpan serinlik, bir anda 4 sene öncesine, o zamanın beklenti ve hüzünlerine götürüyor insanı. iskeleye yanaşırken vapur, başka bi zaman dilimine inmeyi bekliyor insan.
hafıza çok garip, her şeyi sürekli bozuyor belki ama bazı anlar kazınıyor belleğimize ve ufak bir ipucuyla yineliyorlar kendilerini.
bazen bir defter, bazen bir fotoğraf, bazen bir gökyüzünün rengi... bütün hisler o anki gerçeklikleriyle çıkıyorlar karşımıza biz istesek de istemesek de.
bütün yoğunluyla, gerçekmiş gibi.
hafıza çok garip, her şeyi sürekli bozuyor belki ama bazı anlar kazınıyor belleğimize ve ufak bir ipucuyla yineliyorlar kendilerini.
bazen bir defter, bazen bir fotoğraf, bazen bir gökyüzünün rengi... bütün hisler o anki gerçeklikleriyle çıkıyorlar karşımıza biz istesek de istemesek de.
bütün yoğunluyla, gerçekmiş gibi.
Salı, Ocak 25, 2005
başta herşey çok güseldi. sadece ders çalışmıyor olmak yetiyordu mutlu olmak için. ne yaptığımın bir önemi yoktu. ama şimdi derin bir iç sıkıntısı kapladı içimi. ağlamak istiyorum. belli belirsiz belki de belirsiz kalmayı tercih eden bir takım sebeplerden dolayı. şu halimi sevmeme rağmen eski beni özlüyorum bazen. şu an hayatımdaki insanların çoğunun tanımadığı eski beni. kolay mutlu olan, hüznünden kaçmayan, her duyguyu geldiği gibi kabul edebilen beni. sanırım eskisi kadar cesur değilim artık. yaşlanmak korkaklaştırdı beni.
Çarşamba, Ocak 12, 2005
yaşanan her şeyin her hatırlandığında yaşandığı zamanki halinden uzaklaşıyor olması, insan zihninin hatırlanan her şeyi hatırlandığı her sefer daha bozuyor olması, hiç bir şeyi, evet kesinlikle hiç bir şeyi yaşadığımız andaki şekliyle hatırlayamayacak olmamız çok acı.
anılar siliniyor. yüzler karışıyor. protipleşiyor bir takım yaşantılar.
çok üzülüyorum.
artık sesini hatırlayamıyorum.
çok mutsuzum.
anılar siliniyor. yüzler karışıyor. protipleşiyor bir takım yaşantılar.
çok üzülüyorum.
artık sesini hatırlayamıyorum.
çok mutsuzum.
Pazartesi, Ocak 10, 2005
genel olarak güseldi oyun. çok güldük. ama nedense sonlarda benim içime derin bi hüzün yerleşti ve bi süre gitmemekte direndi. taki o köfteciye gidene karar.
pangaltındaki dandik saraylı köfte salonunda muhteşem bir yaratık gördük ki biz ona kaan diorus. hani şu dumandaki kaan hani çok şahane.
işte onu gördüm. yanında dünyalar güseli bi kız vardı.
kaan çok şahaneydi. evet. sırt sırta köfte piyaz yememiz de bi o kadar abzürd dü. ama nese.
pangaltındaki dandik saraylı köfte salonunda muhteşem bir yaratık gördük ki biz ona kaan diorus. hani şu dumandaki kaan hani çok şahane.
işte onu gördüm. yanında dünyalar güseli bi kız vardı.
kaan çok şahaneydi. evet. sırt sırta köfte piyaz yememiz de bi o kadar abzürd dü. ama nese.
Pazar, Ocak 09, 2005
Salı, Ocak 04, 2005
bu gün saçma sapan gereksiz gerginlikte bir sabah yaşadıktan sonra sonunda biricğim bıcır bıcırım canım arkadaşım bengimle buluştum. ağlıycaktım böle. sarıldım. insan bi hoşgeldin der dimi? yok. kıza bu amerikada nerden çıktı burda doktora mı yok die çıkıştım.
nese sona öpüşüp koklaşıp çılgın dedikodu ortamlarına akıp yakası açılmadık dedikodularla birbirimizi neeee inanmıyorumlara sürükleyip eğlendik.
hem belki yarın sabahta gloria'da, bizim canımız teşvikiye gloria da kahve içices.
ayrıca amerikadayken ikimizde moca dan coffe latte ye dönmüşüz.
üstüne üstlük ikimizde emily the strange li çanta türevleri almışız.
nese sona öpüşüp koklaşıp çılgın dedikodu ortamlarına akıp yakası açılmadık dedikodularla birbirimizi neeee inanmıyorumlara sürükleyip eğlendik.
hem belki yarın sabahta gloria'da, bizim canımız teşvikiye gloria da kahve içices.
ayrıca amerikadayken ikimizde moca dan coffe latte ye dönmüşüz.
üstüne üstlük ikimizde emily the strange li çanta türevleri almışız.
Pazartesi, Ocak 03, 2005
Pazar, Ocak 02, 2005
Pazar, Kasım 28, 2004
sefgili blagır, her geçen gün blaglarına blaglar ekliorsun. seni çok sefiorum. böyle heb bizi daha iyiye daha güzele götürücek şeyler yabıorsun.
sefgili blagır ösellikle 2 gün önce hayata geçirilen rüya tabirleri blagını çok beendim. çok faideli bi eser olmuş. hep sürekli her sabah merak edip açıp bakıorum. çok güsel. herkes rüyalarını yasıo, başkalarını onnarı okuyup yorum yabıo isterse.
bence herkes o blagı okumalı sefgili blagır, bak ben hemen adresini yanıbaşıma kazıdım sefgili blagır, dierlerine söle onnarda eklesinler olur mu canım blagır,
hadi bakiim hadi.
sefgili blagır ösellikle 2 gün önce hayata geçirilen rüya tabirleri blagını çok beendim. çok faideli bi eser olmuş. hep sürekli her sabah merak edip açıp bakıorum. çok güsel. herkes rüyalarını yasıo, başkalarını onnarı okuyup yorum yabıo isterse.
bence herkes o blagı okumalı sefgili blagır, bak ben hemen adresini yanıbaşıma kazıdım sefgili blagır, dierlerine söle onnarda eklesinler olur mu canım blagır,
hadi bakiim hadi.
Salı, Kasım 02, 2004
çılgın alışveriş yaptık görgünle, sadece bişiler koklamaya girdiimiz body shop dan bi sürü şey aldık, artık biz görgünle bir çift eldivenin iki teki gibiyis. sona ben bi sürü külotlu çorap aldım.
ayrıca quil kişisinin verdiği kilolardan feyz alıp nutraslime başladım. fıstık gibi olucam altı aya görürsünüz hepiniz. bu günde teknolojik alışverişler yapıp mutlu olduk.
bi de ota boka alınmasın buluttan nem kapmasam her lafa paranoya yapmasam bu kadar yormasam kendimi ne güsel olucak hayat.
ayrıca quil kişisinin verdiği kilolardan feyz alıp nutraslime başladım. fıstık gibi olucam altı aya görürsünüz hepiniz. bu günde teknolojik alışverişler yapıp mutlu olduk.
bi de ota boka alınmasın buluttan nem kapmasam her lafa paranoya yapmasam bu kadar yormasam kendimi ne güsel olucak hayat.
Cumartesi, Ekim 30, 2004
Your beauty is sweet! You are so incredibly
adorable that people love to saw how cute you
look. Beauty like yours can be characterized as
youthfullness. You probably look very young or
maybe even younger than you actually are. Your
a very timid person some of the time. (If you can't
see the pictures, go to my profile and look
near the very bottom)
What kind of beauty should you have? (girls w/ pics)
brought to you by Quizilla
Pazartesi, Ekim 25, 2004
umudun gelip dayandığı bazı sınırlar var. daha fazlasını istemenin, beklemenin anlamsızlaştığı, belirli bir yolun kesiştiği yolların kalmadığı zamanlar.
varmak istediğim, olmak istediğim insan olmadığımı bildiğim ama artık o insan olabilmek için yaptığım seçim dışındaki bütün seçimlerin artık varlıklarını benim dışımdaki bir takım insanlar için sürdürdüklerinden emin olduğum bir dönemindeyim hayatımın. bundan iyi olabilir miyim? evet. peki bundan farklı olabilir miyim? bu sorunun cevabını bilmiyorum.
yaşadıklarım, yaşamadıklarım, bildiklerim, hiç öğrenmediklerim, tanıdığım insanlar ve yanımdan akıp gidenler beni bu gün olduğum noktaya getirdiler. kendime kattıklarım ve kendimden çaldıklarım sayesinde böyle bir insan oldum. Artık geriye dönemem. içimdeki hiç bir izi, tek bir çentiği bile yok edemem. bundan sonra ancak benliğimin izin verdiği ölçüde değişebilirim. bambaşka bir insan olamam. hayatımdaki herkesi çıkartsam, yaptığım her şeyi bıraksam, bu çok sevdiğim şehirden, bu ülkeden uzaklaşsam bile kendimden, öğrendiklerimden, hafızamın derinliklerinde bir gün ortaya çıkmayı bekleyen ya da zaman zaman zihinim ziyaret eden anılarımdan kurtulamam. seçeceğim yeni dostlar, gideceğim yeni yollar hep kafamın içinde biriken milyonlarca sesin yansıması olacaklar.
hayatımdan memnunum, içindeki insanları seviyorum, ve yapacaklarımdan memnunum. durup önümde uzanan yola baktığımda kendimi iyi hissediyorum. sadece zaman zaman bu kadar -göreceli- belirli bir yolu sonuna kadar yürümek anlamsız geliyor bana.
varmak istediğim, olmak istediğim insan olmadığımı bildiğim ama artık o insan olabilmek için yaptığım seçim dışındaki bütün seçimlerin artık varlıklarını benim dışımdaki bir takım insanlar için sürdürdüklerinden emin olduğum bir dönemindeyim hayatımın. bundan iyi olabilir miyim? evet. peki bundan farklı olabilir miyim? bu sorunun cevabını bilmiyorum.
yaşadıklarım, yaşamadıklarım, bildiklerim, hiç öğrenmediklerim, tanıdığım insanlar ve yanımdan akıp gidenler beni bu gün olduğum noktaya getirdiler. kendime kattıklarım ve kendimden çaldıklarım sayesinde böyle bir insan oldum. Artık geriye dönemem. içimdeki hiç bir izi, tek bir çentiği bile yok edemem. bundan sonra ancak benliğimin izin verdiği ölçüde değişebilirim. bambaşka bir insan olamam. hayatımdaki herkesi çıkartsam, yaptığım her şeyi bıraksam, bu çok sevdiğim şehirden, bu ülkeden uzaklaşsam bile kendimden, öğrendiklerimden, hafızamın derinliklerinde bir gün ortaya çıkmayı bekleyen ya da zaman zaman zihinim ziyaret eden anılarımdan kurtulamam. seçeceğim yeni dostlar, gideceğim yeni yollar hep kafamın içinde biriken milyonlarca sesin yansıması olacaklar.
hayatımdan memnunum, içindeki insanları seviyorum, ve yapacaklarımdan memnunum. durup önümde uzanan yola baktığımda kendimi iyi hissediyorum. sadece zaman zaman bu kadar -göreceli- belirli bir yolu sonuna kadar yürümek anlamsız geliyor bana.
Salı, Ekim 19, 2004
ordan oraya koştum saatlerce ders dinledim ama bu gün ders benim sorumla açıldı böle o kadar da salak diilim die hissettim dünden sona ikinci sorum çok salaktı ama olsun. sefgilim çok şekerdi. çok romantikti. beni çok mutlu etti. en güsel şarap... en güsel peynir...
o otobüs şöförünü dövmek istiyorum beni paranı bozdur die indirip bastı gitti.
sona o ezilmiş kedi beni çok üzdü. sona hint çayı die bi yerde ingilizce konuşan insanlar arasında makale okuyup, bengi de orda böyle hissedio olmalı die düşündüm. sona dün elifle konuştum çok mutlu oldum.
görgünle süfer araştırma planlarımız var ama ben hep çok yorgunum ve çok uykum var. kış makyajımı yaptım bu gün güsel oldum. şişmanım ama zayıflıycam. bi ara yolda onunda kıçı benden küçük bununda benden küçük die gittim. vapurda dönerken karanlık çöküyordu ve istanbul çok güseldi.
bi sürü makale okudum ama en sevdiğim konuda olduğu içn bana hiç koymadılar.
dün birisi bana hayat nası gidio dedi. iyi dedim. çok memnunum hayatımdan. sonra durdum ve gülümsedim. evet memnunum hayatımdan.
o otobüs şöförünü dövmek istiyorum beni paranı bozdur die indirip bastı gitti.
sona o ezilmiş kedi beni çok üzdü. sona hint çayı die bi yerde ingilizce konuşan insanlar arasında makale okuyup, bengi de orda böyle hissedio olmalı die düşündüm. sona dün elifle konuştum çok mutlu oldum.
görgünle süfer araştırma planlarımız var ama ben hep çok yorgunum ve çok uykum var. kış makyajımı yaptım bu gün güsel oldum. şişmanım ama zayıflıycam. bi ara yolda onunda kıçı benden küçük bununda benden küçük die gittim. vapurda dönerken karanlık çöküyordu ve istanbul çok güseldi.
bi sürü makale okudum ama en sevdiğim konuda olduğu içn bana hiç koymadılar.
dün birisi bana hayat nası gidio dedi. iyi dedim. çok memnunum hayatımdan. sonra durdum ve gülümsedim. evet memnunum hayatımdan.
Salı, Ekim 12, 2004
rımrımrım
ben feci yoğunum ey okur. her gün bi sürü makale okuorum. bilimsel oldum. felsefe psikoloji, gelişim cognitive havada uçuşmakta.
ayrıca deney design eylemekteyim ki çok zevkli kendisi. ama geçen hafta hem iş hem film ekimi vardı bu hafta çokçok iş var heb ofiste olmalıyım. bi de kalın makalelerim ve cuma gününe bir adet philosophy of mind paper ım var. üstüne üstlük biricik arkadaşım gökçeyi çok özledim o annesiyle bize misafirlie gelicek, sona nilin hediesi için yabmam gereken şeyler gitmem gereken yerler var. (ihihihihih merak etttt merak ettttt)
sonra eve gidip ütü yapmam onu bunu yapmam lazım.
böle kafam kazan gibi, bu gün derste- ki kendisi 9.15 de başlad ve 1.30 itibariyle bitti- böle havada sigara dumanları ve mavi ışıklar masanın üstünde de beyaz karıncalar görüodum. tabi bu uykusuzluğun verdii bişide olabilir bilmiorum.
ama mutluyum oley!!!
ben feci yoğunum ey okur. her gün bi sürü makale okuorum. bilimsel oldum. felsefe psikoloji, gelişim cognitive havada uçuşmakta.
ayrıca deney design eylemekteyim ki çok zevkli kendisi. ama geçen hafta hem iş hem film ekimi vardı bu hafta çokçok iş var heb ofiste olmalıyım. bi de kalın makalelerim ve cuma gününe bir adet philosophy of mind paper ım var. üstüne üstlük biricik arkadaşım gökçeyi çok özledim o annesiyle bize misafirlie gelicek, sona nilin hediesi için yabmam gereken şeyler gitmem gereken yerler var. (ihihihihih merak etttt merak ettttt)
sonra eve gidip ütü yapmam onu bunu yapmam lazım.
böle kafam kazan gibi, bu gün derste- ki kendisi 9.15 de başlad ve 1.30 itibariyle bitti- böle havada sigara dumanları ve mavi ışıklar masanın üstünde de beyaz karıncalar görüodum. tabi bu uykusuzluğun verdii bişide olabilir bilmiorum.
ama mutluyum oley!!!
Perşembe, Eylül 30, 2004
ayrıca gaza getirme konusundaki yeteneklerim hakkında arkamdam konuşuluyormuş cıkcıkcık. gurur okşayıcı bir şey tabii ama yani.
ben etrafımda bir kahve içimlik sürede hayata dair binbir plan kurabildiğim, yapabileceklerimizi düşünüp heyecan duyabildiğim, onu da yapalım bunu da yapalım diye heveslenebildiğim insanlar olduğu için çok şanslıyım.
biz süferis ya!!
hastayım bize! yavrum biz!
ben etrafımda bir kahve içimlik sürede hayata dair binbir plan kurabildiğim, yapabileceklerimizi düşünüp heyecan duyabildiğim, onu da yapalım bunu da yapalım diye heveslenebildiğim insanlar olduğu için çok şanslıyım.
biz süferis ya!!
hastayım bize! yavrum biz!
Cuma, Eylül 24, 2004
Perşembe, Eylül 23, 2004
şimdi benim merak ettiğim bazı şeyler var. Şöyleki:
1. su kaç derecede buharlaşır ve kaç derecede tekrar su olur?
2. bi semtteki bütük çöpleri o seferde aynı çöp arabası mı toplar yoksa bunlar topluca sokaklara saldırırlar mı?
3. o sinek ilaçları sinekleri gerçekten öldürür mü?
4. bi hat da gün boyunca aynı vapur mu sefer yabar, yabmaz gibi gelio, o zaman neye göre değişirler?
5. asfalt kaç derece sıcakta ayakkabıya yapışcak kadar yıvır?
6. humprey bogart gerçekten yakışıklı mıdır? neden bazı filmlerde yüzünü derileri az sona aşşa düşcek gibi görünmekte ısrarlıdır?
7. toplamda kaç kennedy lanetli yollardan öldü? sağ kalan aklı başında bir aile üyesi var mı?
8.bir arının kafası koptuğu halde yaşadığına tanık olan bir grup 6 yaşında çocuk adoına soruorum, o yaşam yaşam mıdır? ayrıca kaç uzvunu kaybederek yaşayabilir?
9. bir de ayrıca toplamda kaç çeçit arı vardır?
10. filtre kahveleri nasıl vakumlu paketlere koyabiliolar?
11. light sigaralar gerçekten daha zararlı mı, ayrıca nargilenin sigaradan daha zararlı olduğu söylentileri doğru mu?
12. tavlayı kim nasıl bulmuş?
13. bu soru diğer 150000 tane oyun içinde geçerli.
14. ayrıca en eski oyun ne hala popüler olan tabii.
15.bestelenebilecek şarkıların bir sonu var mı?
16. insanlar gerçekten çift mi yaratılmış?
bunlar gibi başka sorularım da var.
eğer bir kısmını biliosanız misafir odasına buyrun çekinmeyin.
:)
1. su kaç derecede buharlaşır ve kaç derecede tekrar su olur?
2. bi semtteki bütük çöpleri o seferde aynı çöp arabası mı toplar yoksa bunlar topluca sokaklara saldırırlar mı?
3. o sinek ilaçları sinekleri gerçekten öldürür mü?
4. bi hat da gün boyunca aynı vapur mu sefer yabar, yabmaz gibi gelio, o zaman neye göre değişirler?
5. asfalt kaç derece sıcakta ayakkabıya yapışcak kadar yıvır?
6. humprey bogart gerçekten yakışıklı mıdır? neden bazı filmlerde yüzünü derileri az sona aşşa düşcek gibi görünmekte ısrarlıdır?
7. toplamda kaç kennedy lanetli yollardan öldü? sağ kalan aklı başında bir aile üyesi var mı?
8.bir arının kafası koptuğu halde yaşadığına tanık olan bir grup 6 yaşında çocuk adoına soruorum, o yaşam yaşam mıdır? ayrıca kaç uzvunu kaybederek yaşayabilir?
9. bir de ayrıca toplamda kaç çeçit arı vardır?
10. filtre kahveleri nasıl vakumlu paketlere koyabiliolar?
11. light sigaralar gerçekten daha zararlı mı, ayrıca nargilenin sigaradan daha zararlı olduğu söylentileri doğru mu?
12. tavlayı kim nasıl bulmuş?
13. bu soru diğer 150000 tane oyun içinde geçerli.
14. ayrıca en eski oyun ne hala popüler olan tabii.
15.bestelenebilecek şarkıların bir sonu var mı?
16. insanlar gerçekten çift mi yaratılmış?
bunlar gibi başka sorularım da var.
eğer bir kısmını biliosanız misafir odasına buyrun çekinmeyin.
:)
Pazar, Eylül 12, 2004
en saçma, en eğlenceli, en huzurlu, en sevgi dolu, en şaşırtıcı, en beklenmedik, ne mesut, en aşk böcüü, en çılgın dansçı, en hızlı yüzücü, en baygın, en uykusuz, en uykucu, en asi, en "uçuk", en gölge, en poker suratı, en konforlu en vedalı, en güzel, en unutulmaz en doğru tatildi bu. hem okuyup hem orda olanlar hangi sıfat kendilerine ait bilirler.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)